Javier Bardem 1969 yılında İspanya’nın Las Palmas de Gran Canaria’sında Carlos Encinas ve aktris Pilar Bardem’in oğlu olarak dünyaya gelir. Aile tiyatronun ve İspanyol sinemasının ilk günlerinden itibaren film endüstrisinin içindedir. Büyükbaba aktör Rafael Bardem ve büyükanne aktris Monica Bardem, amca senarist ve yönetmen Juan Antonio Bardem, her iki kardeş Carlos ve Monica aktör… Javier Bardem ise dört yaşından itibaren annesi ile birlikte tiyatroya gidip gelmektedir. Sahnede annesini seyrederek günlerini geçiren Bardem, sahneye çıkma korkusu da yaşamaya başlar. Bu korkusunu yenmek için annesinin desteğiyle sahneye ilk kez altı yaşında çıkar ve sonra gençliğinde de birçok TV dizisinde rol alır. Ancak hayatında o dönemler resme aktörlükten daha çok yer verir ve Madrid’deki Escuela de Arte y Oficios’da sanat okumaya başlar. Bir dönem yazar olmaya da heveslenen Bardem aynı yıllarda İspanya Ulusal Rugby Takımı’nda da oynamaktadır. Rugby'den sonra ise boksa ilgi duymuş ve hatta garsonluk, çiçekçilik, kuryelik, özel şoförlük gibi işleride denemiştir. Sinemaya ise adımını 1990 yılında ünlü İspanyol yönetmen Bigas Luna’nın “Las Edades de Lulu” filmiyle atar. Aslında seçmelere katılacak olan kız kardeşine “o gün yapacak daha iyi bir şeyi olmadığından” eşlik etmiş. Fakat sonuçta filmin kastına seçilen Javier Bardem olmuştur. Bu filmden sonra birkaç filmde de irili ufaklı rol alan Bardem ilk büyük çıkışını yine Lunas’ın “jamon jamon” filmi ile yapar. 1990 ve 1994 yılları arasında yer aldığı filmlerin çoğunda Lunas ile çalışan Bardem çoğunlukla benzer rolleri canlandırıyordur: maço, seksi, sürekli kadınları baştan çıkarmaya çalışan jön…. 1995 yılında artık Lunas ile çalışmaya son veren aktör gelecekteki rollerinde de daha seçici olmaya başlamıştır.
Yıllar içinde rol aldığı filmlerde katil, eşcinsel yazar, kiralık baştan çıkarıcı, inşaat işçisi, hayalperest, yaşlı aşık ya da model... Javier Bardem tüm bu rolleri o denli başarı ile canlandırıyordur ki artık ona “bukalemun” denmektedir. Kendisi ise bu durumu şöyle açıklamaktadır “Ben çelişkili bir insanım. Hayat da çelişkileri çözmekten ve bu arada da iç huzuru sağlamaya çalışmaktan ibarettir zaten. Bu nedenle çelişkili rolleri oynamayı seviyorum." Bardem sadece bir filmden diğerine farklı karakterlere bürünmüyor aynı zamanda iki farklı karakteri canlandırdığı iki farklı filmde de oynuyordur. Oscar kazandığı 'İhtiyarlara Yer Yok’ filmini çekerken bir yandan da çok farklı bir karakteri canlandırdığı 'Kolera Günlerinde Aşk'ta oynar. İki farklı karakteri nasıl olup da bu kadar iyi çözümlediğini soranlara yaşadığı duygusal süreci ise şöyle açıklar: "Sanki bedenimin içinden bir şeyleri söküp çıkarıyor ve onun yerine tam karşıtı bir kişilik koyuyorum."
Avrupa’da birçok ödül alan ve İspanya’dan Oscar’a aday olup sonrasında Oscar kazanan ilk aktör olan Javier Bardem yeni nesil aktörlerin aksine, ülkesini de o kadar çok sevmektedir ki, Hollywood için İspanya'yı terk etmeye hiç niyeti olmadığını "Ülkemizdeki insanların alışkanlıklarına ve yaşam tarzına hayranım" diye açıklamaktadır. Gerek ülkesinin politik yaklaşımına gerekse uluslar arası alandaki politik gelişmelere son derece duyarlı olan aktör bu duyarlılığını sanatıyla birleştirerek Sınır Tanımayan Doktorlar için yapımcılığını üstlendiği Görünmeyenler adlı bir belgesel de çeker. Isabel Coixet, Fernando Leon de Aranoa, Wim Wenders, Mariano Barroso ve Javier Corcuera tarafından çekilen Goya ödüllü bu belgeselde, dünyanın görmezden geldiği beş farklı toplumsal olay çarpıcı bir şekilde gözler önüne serilir. Empire dergisi tarafından sinema tarihinin en seksi 100 aktörü içinde gösterilen Javier Bardem sayısız ödül sahibi, yeteneği hem usta oyuncular hem de usta yönetmenler tarafından her fırsatta övülen ve milyonlarca hayranı olan bir aktör. Fakat yeteneği belki de en etkileyici biçimde bir blogda söyle tanımlanıyor “oynamak yerine olan aktör”. Bir aktöre için bundan daha güzel bir övgü olabilir mi? |