Kısa bir Cunda macerası - womenist.net 

Kısa bir Cunda macerası

Bazen ne kadar erken ve detaylı ve de dikkatli plan yaparsanız yapın işler umduğunuz gibi gitmeyebiliyor, ki ben bayağı erkenci, detaycı, dikkatli bir insanımdır oldum olası. Fakat bu yaz başından beri basiretimiz mi bağlandı nedir bilmiyorum, ne plan yaptıysak hepsi değişti.

None Epeydir ihmal ettiğimiz Londra'ya gidecektik, ama kendimizi ilk kez gördüğümüz ve bayıldığımız Slovenya'da ve her daim çok sevdiğimiz İtalya'da bulduk. Sonra hiç hesapta yokken Antalya'daki favorimiz Su Otel'de kısa bir deniz tatili yaptık. Ve sonra bu yıl Bodrum'un kalabalığını, karmaşasını çekemeyeceğimize karar verdik (ve işte tam da bu nedenle biz asla yazlık sahibi olamayız: yaz tatili için aynı otele birkaç yıl üstüste gidince bile sıkılabiliyoruz, herşey rutin ve sıkıcı ve boğucu gelmeye başlayıveriyor!) ve rotayı hiç görmediğimiz Bozcaada'ya çevirdik, pek sevdiğimiz ve adayı çok iyi bilen bir dostlarımızla gidecektik. Gelgelelim işler gene karıştı çünkü arkadaşımızın hayati tehlikesi olmasa da acilen halledilmesi gereken bir tıbbi sorunu çıktı. Onlar gelemeyince doğrusu onca yolu tepip de hiç bilmediğimiz bir yere gitmeyi gözümüz yemedi. Tam o sırada bir başka çok sevgili dostlarımızın aynı haftasonunda Cunda Adasında olacaklarını öğrendik ve neticede soluğu orada aldık.

None Ayvalık ve Cunda'nın yabancısı değiliz. Ama her nedense, belki de son yıllarda Bodrum'a takılı kaldığımızdan, 8 yıldır bu güzel Ege kasabasından uzak kalmıştık. Ben çok severim bu kekik ve zeytin kokulu yöreyi. Eski tanrıların, kahramanların ve onların öykülerini anlatan Homer'in ayak izlerini görebilirsiniz burada, eğer hayal gücünüzü azıcık zorlarsanız. Bir de ben baba tarafından yedi göbek Balıkesirliyim, ayrıca anne tarafından ninem mübadele zamanında küçücük bir kız çocuğu iken Girit'ten kopmuş gelmiş İstanbul'a, yani kan çekiyor galiba beni biraz bu taraflara, bu mitoloji rüzgarları esen kıyılara.

None Cunda hem değişmiş, hem de hep aynı. Daha havalı bazı tatil yörelerine kıyasla hala masumiyetini ve saflığını koruyor. Denizi hala nefis. Ayvalık tarafında bu sefer hiç dolaşmadık, aslına bakarsınız otele kapağı attık ve 3 gün boyunca kocaman bir ağacın altını mesken tutup şezlonglara serildik, bütün gün yarı gölgede cırcır böceklerinin bitmeyen korosu eşliğinde yattık ve bol bol yüzdük. Yani turistik bir faaliyette bulunmadık, hem zaten çevredeki tarihi yerleri ve kalıntıları önceki gelişlerimizde gezmiştik. Ama akşam oldu mu solugu Cunda'nın merkezinde alıyorduk. İşte orasını epey değişmiş bulduk. Eskiden kıyıya paralel sokak pazarı şeklindeki hediyelik eşyacılar bir nevi "yarı kapalı çarşı" esprisinde organize edilip meydanın arkasına konuşlandırılmışlar. Kimisi dükkana, butiğe dönüşmüş, kimisi gene pazar düzeninde. Ve sayıları çok ama çok artmış. Diyebilirim ki benim gibi bir hediyelik eşya manyağı için bile birazcık bir enflasyon durumu söz konusu. Ama olsun, şikayetçi değilim! Arada çok sık sabun ve zeytinyağı butikleri var, çok hoş paketlenmiş mis kokulu ürünler satıyorlar. İnsanın içi açılıyor.

None Yeme içmeye gelince, biz bu sefer genel eğilimimizin tamamen aksine son dakikacı pozisyonunda olduğumuzdan kriterlerimize uygun bir tesiste yer bulmakta biraz zorlandık, sonunda denizinin iyi olduğuna emin olduğumuz (bilenlere sorduk araştırdık!) bir tanesinde karar kaldık ancak burası tam pansiyondu. Biz gene de kendimizi Cunda'nın lezzetlerinden mahrum bırakmadık. Bir akşam sevgili dostlarımızla akşam yemeğinde meşhur balıkçı Bay Nihat'ta buluştuk, halimizden birbirimizden ve sohbetten çok memnunduk ama yemekler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Mesela orada yediğim ve bence iyi bir balık restoranının olmazsa olmazı kalamarı ne Bay Nihat'a ne de Cunda'ya hiç yakıştıramadım doğrusu.

None Ama tabii şunu da unutmamalı, o kadar kalabalıktı ki Cunda'nın merkezinin sahili, herhalde en iddialı lokanta bile bir süre sonra standartlarından odun vermek durumunda kalabiliyordur. Biraz içerlere doğru süzülünce pek şirin ufak meyhaneler, cici mekanlar göze çarpıyor. Seneye mutlaka gene geleceğiz, birazcık daha uzun kalacağız ve bu güzellikleri keşfedeceğiz. 8 sene evvel pek çoğu yoktu bunların. Bir de Venta del Toro'da içtiğimiz nefaset Mojito’nun tadı resmen damağımızda kaldı...İstanbul'da Galata'daki mekanlarına gidip bir de orda deneyeceğiz mutlaka, bakalım aynı güzellikte yapabiliyorlar mı! Küba'da bile bu kadar lezzetlisini içmedik diyebilirim. Küba demişken, Cunda bize yer yer cıvıl cıvıl bir Yunan adasını, yer yer de Havana'yı anımsattı. Öyle biraz bakımsız, biraz havai ama her daim sempatik bir havası var Cunda'nın.

None Rakı + Balık = Ayvalık diye bir slogan geliştirmişler, t-shirtlere basmışlar, ama benim gibi rakı sevmezgillerdenseniz dertlenmeyin, buranın yerel şarapları da gayet güzel. Mesela Yazgan'ın Chardonnay'sini bayağı sevdim.

Son olarak yol maceramıza değineyim. E tabii sona kalan dona kalır, en hızlı çözüm Bandırma feribotu idi. Hiç tavsiye etmem, güya "lüks" olan üst kat bile gürültülü, rahatsız ve sevimsizdi. Bandırma-Cunda arasındaki yaklaşık 3.5 saatlik yol bana göre fevkalade sıkıcı, tek hoş tarafı Balıkesir çıkısındaki Starbucks'lar. En iyi dostumu görmüşüm hissine kapıldım ve mecburen orada mola verdik. Bir de uyarı, bu yolu kullanacaksanız yer yer bitmez tükenmez yol çalışmaları sürüyor maalesef ve bunlar hayatı epey zorlaştırıyor. Ben gelecek yıl için alternatif yol buldum bile: uçakla İzmir, sonra sadece 2 saatlik bir yola katlanmaca! Edremit'e uçak seferleri konmuş ama ben korkağım, o tip ufak uçaklardan tırsarım... Gene de belli olmaz, araba yolculuğuna olan nefretim ağır basabilir!

Gördüğünüz gibi bu yaz ki plan değişikliklerinden ders almadım, gene uzun dönem planlamalara giriştim... Belki de hayal kuruyorumdur ve hepimiz biliyoruz ki insan hayal ettiği müddetçe yaşar.

---gallery---Foto Galeri için tıklayın!---/gallery---

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz?

İspanya'nın en popüler yaz destinasyonlarının başında gelen San Sebastian; tarihi, doğası ve kültürüyle herkesi büyülemesinin yanı sıra bol Michelin yıldızlı bir şehir olmasıyla da tüm dünyadan gurmelerin ilgisini çekmeyi başarıyor. ..

None

Yemek cenneti olarak bilinen kent, dünyanın en iyi lezzetlerini sunduğu söylenen Bask mutfağının da ana merkezi.

Guipuzcoa bölgesinin başkenti olan San ...

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz? Devamını Oku >>

Yorum Yapın!