Evlilik öncesi stresi! - womenist.net 

Evlilik öncesi stresi!

İnsanlar evlilik öncesinde neden strese girer? Gelin ve damat olmanın zorlukları..

Davranış Bilimleri Enstitüsü Yetişkin ve Aile Danışmanlık Merkezi’nde Uzman Klinik Psikolog olarak çalışan Hejan Epözdemir, evlenecek çiftlerin evlilik öncesinde nelerden etkilendiklerini, aralarında ne gibi sorunlar çıkabileceğini açıklıyor. Yeni evlenecek çiftlerin merakla okuyacakları ve kaçırmamaları gereken bir yazı...

None Evlilik öncesinde insanlar nasıl bir strese giriyorlar? Neler stres yapıyor? Evlilik öncesinde insanlar neden strese giriyorlar?
Burada özellikle de iş dünyasının yakından aşina olduğu bir kavramdan bahsetmek anlamlı olacaktır: “Kriz”. Kriz denilince şüphesiz herkesin aklına olumsuz bir sürü şey gelir; ekonomik kriz, doğal afetler, politik krizler, münferit olaylar vs. Evet, kriz gündelik rutini bozan, çoğu kez beklenmedik, yaşayan ve tanık olan kişilerde öznel bir rahatsızlığa neden olabilecek ve kişilerin başa çıkmakta zorlandıkları durum olarak tanımlanabilir. Krizin en büyük özelliği günlük rutini bozan ve beraberinde değişimi getiren bir olgu olmasıdır. Ancak tüm bu negatif anlamlarına rağmen, “gelişimsel krizler” de vardır: Doğum, emeklilik, mezuniyet ve tabii ki evlilik gibi.Gelişimsel krizler de beraberinde bir değişimi getirir; ancak bu değişim negatif ve yıkıcı bir değişim değildir. Buna karşın değişime adapte olmak belirli bir zaman alır ve bu adaptasyon süreci sancılı olabilir. Örneğin, mezuniyet. Başarılı bir şekilde okulundan mezun olmak herkesin arzu ettiği bir sonuçtur, ama sonra iş bulma telaşı, iş hayatına adapte olma vs. gibi başka bir süreç başlar ve her ne kadar bu durum olumlu bir gelişime işaret etse de, adaptasyon süreci kendi içinde bir takım zorlukları barındırır.

None Evlilik de benzer bir süreç. Birisini seversiniz onunla hayatı paylaşmak isterseniz, evlenmeye karar verirsiniz, buraya kadar her şey çok güzel. Ama sonrası? Yeni bir düzen, sorumluluklar,  ev kurma telaşı,  kısacası hayat artık bekarlıktaki gibi gitmeyecektir şüphesiz. Nitekim araştırmalar, evlilik ve çift uyumunda sosyal, psikolojik ve demografik pek çok değişkenin etkili olduğunu ve buradaki kilit kavramın “değişim ve bu değişime adapte olabilme kapasitesi” olarak tanımlıyor.Değişim basit ama kolay değildir ve şüphesiz değişimin gerçekleşebilmesi ve hazmedilebilmesi için belirli bir zamana ihtiyaç vardır. Evliliğe hazırlık süreci, evliliğin beraberinde getirdiği değişime bir hazırlık sürecidir ve değişimin doğası gereği kendi içinde bir takım güçlükleri barındırabilir. Buna karşın, evliliğe hazırlık sürecindeki stresler, çoğu kez yaşamın normal güçlükleridir. Dolayısıyla bu durum bir nitelik meselesi değil, bir nicelik meselesidir ve bu sürecin her zaman çok stresli olacağı anlamına gelmez.  Buradaki asıl mesele evliliğe hazırlık sürecinde yaşanan güçlüklerin çift tarafından nasıl algılandığı, nasıl yaşandığı, ilişkilerini nasıl etkilediği ve bu güçlüklerle çift olarak ne kadar başa çıkabildikleridir.

None Bu stres gelinde mi damatta mı daha yoğun? Neden?
Bu stresin kimde daha yoğun olduğu cinsiyete göre genelleyebileceğimiz bir şey değil. Kimin daha çok stres yaşadığı, bu süreçte her iki taraftan hangisinin daha çok sorumluluk aldığı ve bunu ne kadar tolere edebildiği ile ilgili. Eğer sorumluluklar eşit paylaşılmıyorsa, taraflardan biri, -gelin ya da damat- daha çok yükü sırtlanmışsa, etrafında ona destek olacak birileri yoksa bu süreci daha sıkıntılı geçiriyor olabilir.

Mesela bu dönemde çiftler arasında ne gibi sorunlar çıkıyor? Ayrılıklar gündeme geliyor mu?
Evlilik öncesi dönem bizim kültürümüzde sözlülük-nişanlılık dönemi olarak biliniyor. Bu dönemin asıl amacı, çiftin birbirini daha iyi tanıması ve evliliğe geçişi kolaylaştırmak olarak tanımlanabilir. Ancak özünde evliliğe geçişi kolaylaştırmayı amaçlayan bu süreç, aslında epey sancılı olabiliyor; hatta bu araştırma sonuçlarına da yansımış durumda.DBE olarak yaklaşık 5-6 yıldır üzerinde çalıştığımız bir projemiz var: “Evliliğe Hazırlık Projesi”.  Proje, IDE değerlendirme paketi ve IDE müdahale paketi olmak üzere 2 ana bölümden oluşuyor ve çift terapisi, evlilik terapisi ve evlilik öncesi danışmanlıkta daha kaliteli hizmet verebilmeyi hedefliyor. Bu proje kapsamında çift uyumunu ölçen envanterler geliştirildi ve geniş örneklemlerle araştırmalar yapıldı, halen de yapılıyor. Türkiye’nin 7 bölgesinde yaklaşık 12 büyük kentinde pek çok çifte ulaşıldı. İlk aşamada pilot çalışma olarak 133 evli çifte yapılan araştırmayı 514 evli çift, 188 boşanmış birey ve son olarak 120 evlilik öncesi çift (sevgili, sözlü-nişanlı) izledi. Yaklaşık 1700 kişi ile yapılan araştırma sonuçlarından birisi evlilik öncesi süreçte çiftlerin büyük ölçüde zorlandıklarını gösteriyor.

None Nitekim araştırma sonuçları sevgili, sözlü-nişanlı ve evli çiftler arasında çift uyumunun en çok düştüğü dönemin sözlülük-nişanlılık dönemi olduğunu gösteriyor. Bu dönemde çatışmalar daha çok artıyor, duygusal ve cinsel uyum düşüyor, çiftler birbirlerine karşı hoşgörülü davranmakta zorlanabiliyor, ufak-tefek sorunlar büyük meseleler haline gelebiliyor. Tabii bir de aileler var. Türkiye’de iki kişi değil, iki aile evleniyor adeta. Örneğin, yaptığımız çalışmalarda, çift uyumunda, ailenin ilişkiye\\evliliğe onay vermesinin oldukça belirleyici olduğunu gördük. Bunun yanında ailelerin birbirleriyle ne kadar anlaştığı da epey önemli. Aksi halde, zaten kendi içinde zorlukları, stresleri, telaşları olan evliliğe hazırlık sürecine, bir de aileler arasındaki anlaşmazlıklar eklenince sonuç bazen ayrılığa kadar gidebiliyor.
Aslında buradaki kilit kavram “çift olabilmek”. Nitekim o zamana kadar bireysel hayatı olan iki kişi, şimdi birlikte bir yaşam kurma yolunda önemli bir adım atıyor, dolayısıyla bu durumun gerektirdiği değişime de uyum göstermeleri gerekiyor. Örneğin, bu dönemde çiftlerde sıklıkla gözlemlediğimiz şey; birbirlerini değiştirmeye çalıştıkları, birbirlerini kendi isteklerini kabul ettirmeye zorladıkları, ortak çözümlerle değil, kendi en iyi bireysel çözümleriyle, ilişkideki güçlükleri aşmaya çalıştıkları. Bu durum doğal olarak ilişkilerde pek çok sıkıntıya neden olabiliyor. Peki çift olabilmek ne demek?

None Yine iş dünyasının epey aşina olduğu bir kavramdan “ekip olabilmek” kavramından yola çıkarak çift olabilmeyi tanımlamaya çalışalım. Farklı kişisel, akademik ve iş deneyimlerinden gelen, bazen farklı pozisyonlarda, farklı özellikleri, yetenekleri, ilgileri vs. olan insanlar bir araya geliyor ve bir proje, bir iş ya da bir birimi yönetmek üzere birlikte çalışıyorlar. Tüm farklılıklarına rağmen, bir hedef üzerinde beraber çalışıyorlar ve orada yakalanan sinerji ile bir ekip ruhu oluşturulmaya çalışılıyor, bireyler değil, ekip önemli oluyor.Çift olabilmek de benzer. Farklı ailelerden, farklı yaşantılardan, ilgilerden, deneyimlerden gelen, farklı kişilik özelliklerine sahip vs. iki kişi bir araya geliyor ve evlilik idame ettirmek veya birlikte yaşamak üzere bir akit yapıyorlar. Çift olabilmek, Ahmet ile Ayşe’nin toplamından başka bir şey oluyor. Yani bütün (çift), bileşenlerinin (Ahmet ile Ayşe) toplamına eşit olmuyor; farklı bir ahenk, farklı bir estetik, farklı bir uyum, denge; kısacası farklı bir renk ortaya çıkıyor. Dolayısıyla farklılıkları yönetebilmek, o ahengi yakalayabilmek yani “çift olabilmek” gerek evlilik öncesi, gerekse evlilik sürecinde oldukça belirleyici bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Davranış Bilimleri Enstitüsü
Yetişkin ve Aile Danışmanlık Merkezi
Uzman Klinik Psikolog 
Hejan Epözdemir
 

Erkeklerin Görmek İstediği Ama Söyleyemediği 7 Şey!

Erkeklerin sizden istedikleri bazı şeyler var ama asla ne olduklarını söylemeyecekler!

Erkeklerin Görmek İstediği Ama Söyleyemediği 7 Şey!

Hayranlık!

Evet, bizler iltifat duymaya bayılıyoruz çünkü onları sonuna kadar hak ediyoruz. Ama her ne kadar dile getiremeseler de erkekler ...

Erkeklerin Görmek İstediği Ama Söyleyemediği 7 Şey! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!