Büyükada’da 3 gün - womenist.net 

Büyükada’da 3 gün

Çok uzun yıllardır Büyükada'ya ayak basmamıştım. Aslına bakarsanız İstanbul'un burnunun dibindeki bu güzel sayfiye yeri ile pek fazla bir ilgim, anım, bağım olmamıştır ömür boyu. Çocukluğumda anneannemden dinlediğim hikayeler dışında tabii...

None 1920 ve 30’larda çocukluğu ve genç kızlığı boyunca her yaz başı adaya giderler, tüm mevsimi orada geçirirlermiş, çok güzel renkli anıları hikayeleri vardı adayla ilgili, hoş nostaljiler yapardı ben de severek dinlerdim. Annem sahnede belirdiğinde aynı şeyi artık Büyükada’da değil Suadiye'de bir konakta yapıyorlarmış, onların da ayrı hikayeleri vardır. Ben bu devri-saadetlerin hiçbirine yetişmedim, direkt olarak Boğaz çocuğuyum. Hem zaten Suadiye uzun yıllar önce sayfiyelikten çıkıp şehir oldu, Ada ise hep orada bir yerde, meşhur fay hattının üstünde bir belde olarak kaldı benim için, ayrıca adaya daha yakin olan "karşı taraf" ile ilişkim de hep son derece mesafeli olmuştur.

None Fakat kaderin cilvesi işte, bu yaz başı aldığımız radikal bir karar bizi Ada'ya sürükledi: Bodrum-Çeşme hattını es geçecektik bu yaz ve alternatif deniz tatilleri yapacaktık, yakın yerlere kısa kaçamaklar şeklinde... Nitekim öyle yaptık ve çok da iyi geldi. Ada fikri eşimden çıktı, her zamanki gibi önce septik baktım sonra kendimi ikna edip (!) organizasyona giriştim. Çok kolay olmadı bu iş çünkü adada otel motel istemediğiniz kadar çok ama "denize sıfır" butik otel sayısı da "sıfır"...diyecekken 3 yıl önce açılmış ve tam bizim kriterlere uygun - deniz kenarında estetikten nasibini almış rahat sakin butik otel - bir yer bulduk. Hem de Sedef adasına 4 dakika uzaklıktaki Aya Nikola koyundaydı bu aile isletmesi ve ben Sedef'te birkaç yıldır hizmet veren üstelik pek methedilen lokantaları çok merak ediyordum. Bir taşla kim bilir kaç kuş, hayaliyle gittik adaya. Ve eski adalılar tarafından yapılan ciddi uyarıları kulak arkası etmeyip haftaiçi gittik, çünkü haftasonunun kalabalığını, gürültüsünü, pisliğini anlata anlata bitiremediler, ama haftaiçi sakin ve güzelmiş. Öyleydi hakikaten.

None Deniz otobüsü ile adalara ulaşım fevkalade kolay. Adada, malumunuzdur eminim, ulaşım at arabaları ile sağlanır, ben pek hoşlanmam ama alternatifi de yoktur maalesef! Tıngır mıngır geldik otele. Ve aslında hiç beklemediğimiz bir manzarayla karsılaştık: İstanbul'da değildik sanki, adeta Taormina gibi bir yerdeydik, teee yukarılardan inip çiçekli böcekli, ağaçlı ve bol süslü bir bahçenin içine serpiştirilmiş bir otelciğe vardık, serpiştirilmiş diyorum çünkü her şey başka bir kattaydı... Minnacık resepsiyon, kocaman teras, lokanta hepsi altlı üstlü, yeşilliklerin arasına gizlenmiş vaziyette bizi bekliyordu. Odalar da öyle, 11 oda  var toplamda, bizimkisi aşağıda kumsala açılan bir dizi yalı-odadan biriydi ve güzel bir sürpriz oldu, bir başka sürpriz de odanın içiydi: hemen bütün mobilyalar antikaydı veya antika süsü verilmişti, banyo dahil. Ama her şey işlevseldi de. Şirin ve kullanışlı, belirli bir zevkin ürünü, stüdyo esprisinde 2 katlı, cibinlikli yatağı ve banyodaki kurnasıyla keyifli bir mekandı.

None Neden Taormina dedim? Çünkü orada kaldığımız otel aynen böyle hafif pejmürde, ama çok havalı ve şekerdi. Orada da aynen buradaki gibi antikalarla dolu bir salon/showroom vardı, bir de işte ada havası bambaşka oluyor, bir şekilde sizi şehirsel durumlardan izole ediyor ve bu hava bir adadayken size diğerini çağrıştırıyor, hele ki de benzer coğrafyalarda olunca. Bugüne kadar bu şekilde hissetmediğim tek ada İngiltere, ama o ayrı bir hikaye tabii.

None Sonuçta çok keyifli bir üç gün geçirdik. Deniz nefisti, koy bardağa iç derler ya, aynen öyle. Çok uzun yıllardır, Boğaz kirlendiğinden beri, İstanbul’da denize girmiyorduk,  çok iyi geldi çünkü az tuzludur bu bizim denizimiz ve hafif serin, ama Ağustosta üşütmez. Tam karşımızda duran Sedef adasındaki lokantalar da aynen anlatıldığı gibi, şık ve kaliteliydi.  Eh madem adaları benzetiyoruz, burası da Capri havasında, yani daha şık, daha seçkin hadi avam tabirini kullanayım, daha "sosyetik."  Bunun da bir çekiciliği var elbette. İsteyene günübirlik gidilebilecek güzel beach kulüpleri mevcut. Üstelik yeme içme hiç de öyle bütçe sarsıcı boyutlarda değil, tavsiye edilir.

Yemek demişken, bizim otelin kahvaltıları nefisti. Ben yemesem de seyrettim büyük bir zevkle! İçinde 40 çeşit otun olduğu sebzeli böreği eşim parmaklarıyla beraber yedi her sabah. Zaten detaya verilen özen ve sarf edilen emek, dekorasyondan mimariye, börekten omlete (evet, o da var kahvaltıda!) her şeye yansımıştı.

None Aslında aksamları da otelde yemek isterdik, o huzurlu ambiyansa bayıldık çünkü, ama maalesef aksam yemeği servisi yoktu. 2 aksam Sedefteki şık lokantalara, bir akşam da adanın merkezindeki "By Şükrü"ye giderek durumu idare ettik. Burası bir balıkçı ve kime sorduysak aynısı tavsiye edildi, biz de memnun kaldık, yalnız tabii ki de pahalıydı aynen bir kazıkçı Boğaz balıkçısı ayarında... Olsun, alıştık bu tip oyulmalara artık, hem adanın akşam piyasası durumunu yerinde tespit ettik bu sayede. Çok canlıydı, ama biraz ortaya karışık bir durum söz konusuydu yani her telden çalan çok fazla mekan ve dükkan dolmuş ortalık ve bizim koydaki sükunetten eser yoktu merkezde. Olsun, dedik, hayatta her şeyi görmek lazım... Ama bunun dışında hiçbir turistik faaliyette bulunmadık. Akın akın turist geldiğine göre onlar gezecek görecek bir sürü şey buluyorlardır mutlaka, ama biz huzur arıyorduk ve bir de çocukluğumuzun yosun kokulu, serin, gözleri yakmayan güzelim İstanbul denizini, hani martıların selam getirdiği, dalıp içinden midye çıkardığımız, yengeçlerin cirit attığı deniz... Ve kavuştuk hepsine, hem huzura hem denize. Bu yaza da böylece nokta koyduk, devamı gelecek yaza!

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz?

İspanya'nın en popüler yaz destinasyonlarının başında gelen San Sebastian; tarihi, doğası ve kültürüyle herkesi büyülemesinin yanı sıra bol Michelin yıldızlı bir şehir olmasıyla da tüm dünyadan gurmelerin ilgisini çekmeyi başarıyor. ..

None

Yemek cenneti olarak bilinen kent, dünyanın en iyi lezzetlerini sunduğu söylenen Bask mutfağının da ana merkezi.

Guipuzcoa bölgesinin başkenti olan San ...

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz? Devamını Oku >>

Yorum Yapın!