Geçmişi Hatırladıkça - womenist.net 

Geçmişi Hatırladıkça

1970’li yıllar... Hep düşünürdüm bizden de bir Coco Chanel, Christian Dior, Valentino ne zaman çıkacak diye. Gel zaman git zaman, bir davette Rıfat Özbek’in annesi merhume Melike Özbek bana Rıfat’ı mimarlık tahsili için İngiltere’ye gönderdiklerini ancak Rıfat’ın mimarlık eğitimine ısınamadığını o nedenle geri döndüğünü ve moda ile ilgilendiğini söyledi. Bu arada yanlış bir şey daha yapmamak için acaba Beymen fabrikasında kısa bir süre, staj anlamında çalıştırma imkanının olup olmadığını sordu. Ben, bu yaklaşımı hoşgörü ile karşılayarak Rıfat’a Beymen’in kapısını açtım. O süreç içinde Rıfat hakikaten ciddi ve içten bir gayretle çalıştı, süre sonunda da konunun tahsilini yapmak üzere İngiltere’ye gitti.

Yıl 1997, Nisan ayının son haftası, başkanı olduğum IFC(Uluslararası Moda Konseyi)’nin yönetim kurulu toplantısı için Londra’ya gidiyorum. Uçakta Rıfat’ın teyzesi Yüksel Behlil’e rastladım. Ablası Melike’nin de Londra’da olduğunu ve şimdilik orada yaşadığını söyleyerek beni Melike’lere bir akşam yemeğe davet etti. Yemekte bir ara Rıfat’ı sordum. Rahmetli Melike bana Rıfat’ın belki iki, üç hafta sonra mezun olacağını söyledi. Niye ‘belki’ diye sorduğumda da St.Martin’s College’de çok başarılıyım diyor ama evde hiç çalışmıyor diye ilave etti. Ve benden moda başkanlığı titrimi kullanarak “College” müdire ile görüşmemi rica etti. Elimden geleni yapacağımı vaad ederek o geceyi noktaladık.

Ertesi gün St Martin’s College’i aradım. Kendimi IFC’nin başkanı olarak takdim ettikten sonra kendilerini ziyaret ederek şöhretli “College’i” yakından tanımaktan mutluluk duyacağımı söyledim.

Aynı gün öğleden sonra öngörülen saatte, müdiresiyle odasında karşılıklı kahve içiyorduk. Müdire “College’i” gezdirdikten sonra tekrar odaya dönüp kahve sohbeti yeniden başladığında sanki hiç bilgim yokmuş gibi College’de hiç Türk talebe var mı diye sordum. Bana var diyerek kaç kişi olduğunu söyledi. Az Türk talebe olduğu için bu kez onların tesadüfen de olsa belki ailelerini tanıyabileceğimi söyledim. Zaten, yanılmıyorsam iki, üç kişiydiler. Rıfat’ın ismini telaffuz eder etmez onun ailesini tanıyorum dedikten sonra bu sefer nasıl bir talebe olduğunu sordum. Cevabı son derece ilginçti. Rıfat’ın ikinci dünya savaşından sonra mezun olan en iyi iki öğrenciden biri olduğunu söyledi ve hemen ilave ederek mezun olduktan sonra onu hemen Türkiye’ye dönmemesini, yeteneğini daha üst seviyeye çıkarması için şöhretli bir kuruluşta çalışmasını önerdi. Rıfat, müdirenin dediği gibi iftiharla mezun oldu.

Rıfat bir süre müdirenin tavsiyesine uyarak kendini daha da geliştirdi. Çalıştığı kuruluşun tasarımlarında önemli rol aldı. Elbette bu oluşumların semeresini beklemek uzun sürmeyecektir. Nitekim Rıfat’ın yeteneklerini yekinen izleyen bir müteşebbis sponsor olarak Rıfat’la işbirliğine girişti. Artık Rıfat perde arkasında olmaktan çıkmıştı. Kendi markasının ürünlerini piyasalara sürme savaşına girişti.

Aradan birkaç yıl geçti, bir gün bizim Abdi İpekçi Caddesi, Milano’da ki ‘Monte Napoleon’ de vitrinlere bakarak yürüyordum. Vitrinde ‘Rıfat Özbek’ markasını gördüm. Kısa bir süre içinde Paris, Londra, New York ve diğer gelişmiş Avrupa şehirlerinin vitrinleri de Rıfat Özbek tasarımları ile bezendi. Artık onun ismi modaya yön veren birisi olarak moda dergilerinin kapaklarında yer alırken ödüllerle de onurlandırıldı. Rıfat Özbek modaya ilgi duyan bir genç olmaktan çıkmış dünyaca tanınan bir tasarımcı olmuştu.

Bana gelince, yıllarca “bizden ne zaman dünyaca tanınacak bir moda ilahı çıkacak” merakı, yerini bizim de RIFAT ÖZBEK’ imiz var olarak gerçekleşiyordu.

Kerim Kerimol

Yıl 1997, Nisan ayının son haftası, başkanı olduğum IFC(Uluslararası Moda Konseyi)’nin yönetim kurulu toplantısı için Londra’ya gidiyorum. Uçakta Rıfat’ın teyzesi Yüksel Behlil’e rastladım. Ablası Melike’nin de Londra’da olduğunu ve şimdilik orada yaşadığını söyleyerek beni Melike’lere bir akşam yemeğe davet etti. Yemekte bir ara Rıfat’ı sordum. Rahmetli Melike bana Rıfat’ın belki iki, üç hafta sonra mezun olacağını söyledi. Niye ‘belki’ diye sorduğumda da St.Martin’s College’de çok başarılıyım diyor ama evde hiç çalışmıyor diye ilave etti. Ve benden moda başkanlığı titrimi kullanarak “College” müdire ile görüşmemi rica etti. Elimden geleni yapacağımı vaad ederek o geceyi noktaladık.

Ertesi gün St Martin’s College’i aradım. Kendimi IFC’nin başkanı olarak takdim ettikten sonra kendilerini ziyaret ederek şöhretli “College’i” yakından tanımaktan mutluluk duyacağımı söyledim.

Aynı gün öğleden sonra öngörülen saatte, müdiresiyle odasında karşılıklı kahve içiyorduk. Müdire “College’i” gezdirdikten sonra tekrar odaya dönüp kahve sohbeti yeniden başladığında sanki hiç bilgim yokmuş gibi College’de hiç Türk talebe var mı diye sordum. Bana var diyerek kaç kişi olduğunu söyledi. Az Türk talebe olduğu için bu kez onların tesadüfen de olsa belki ailelerini tanıyabileceğimi söyledim. Zaten, yanılmıyorsam iki, üç kişiydiler. Rıfat’ın ismini telaffuz eder etmez onun ailesini tanıyorum dedikten sonra bu sefer nasıl bir talebe olduğunu sordum. Cevabı son derece ilginçti. Rıfat’ın ikinci dünya savaşından sonra mezun olan en iyi iki öğrenciden biri olduğunu söyledi ve hemen ilave ederek mezun olduktan sonra onu hemen Türkiye’ye dönmemesini, yeteneğini daha üst seviyeye çıkarması için şöhretli bir kuruluşta çalışmasını önerdi. Rıfat, müdirenin dediği gibi iftiharla mezun oldu.

Rıfat bir süre müdirenin tavsiyesine uyarak kendini daha da geliştirdi. Çalıştığı kuruluşun tasarımlarında önemli rol aldı. Elbette bu oluşumların semeresini beklemek uzun sürmeyecektir. Nitekim Rıfat’ın yeteneklerini yekinen izleyen bir müteşebbis sponsor olarak Rıfat’la işbirliğine girişti. Artık Rıfat perde arkasında olmaktan çıkmıştı. Kendi markasının ürünlerini piyasalara sürme savaşına girişti.

Aradan birkaç yıl geçti, bir gün bizim Abdi İpekçi Caddesi, Milano’da ki ‘Monte Napoleon’ de vitrinlere bakarak yürüyordum. Vitrinde ‘Rıfat Özbek’ markasını gördüm. Kısa bir süre içinde Paris, Londra, New York ve diğer gelişmiş Avrupa şehirlerinin vitrinleri de Rıfat Özbek tasarımları ile bezendi. Artık onun ismi modaya yön veren birisi olarak moda dergilerinin kapaklarında yer alırken ödüllerle de onurlandırıldı. Rıfat Özbek modaya ilgi duyan bir genç olmaktan çıkmış dünyaca tanınan bir tasarımcı olmuştu.

Bana gelince, yıllarca “bizden ne zaman dünyaca tanınacak bir moda ilahı çıkacak” merakı, yerini bizim de RIFAT ÖZBEK’ imiz var olarak gerçekleşiyordu.

Kerim Kerimol

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey!

Erkekler nasıl giyinmeli ve artık neleri giymekten vazgeçmeliler?

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey!

10 - Hasta edici darlıkta takım elbiseler!
Dapdar pantolonlara sahip, kısa paçalı takım elbiseler, takım elbise değildir arkadaşlar. Kadınların takım ...

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!