Paris ve Rio samba okulları - womenist.net 

Paris ve Rio samba okulları

Yazılarım gittikçe bir seyahatname biçimi almaya başladı, ama evvelce yazdığım “İşkolaz Ci Samba” ları ancak gidip yerlerinde görerek inceleme şansı bulabildim.

None Birkaç sene önce bir Şeker Bayramı dönemi, tüm çevremdekiler kendilerine bir seyahat planı yapmıştı. Ben ise son derece hazırlıksız, “bu bayramı da burada geçiririm” diyordum ki aniden “en kolay ve yakın nereye giderim” diye düşündüm ve aklıma Paris geldi; ne de olsa aşina bir yerdi. Gidiş tarihime 2 gün kala telefonlara sarıldım; uçaklarda yer bulmam bile çok zor oldu. Rezervasyonlarımı tamamladıktan sonra derhal Percussion adına, "orada neler yaparım?" diye planlamaya başladım ve internette araya taraya sonunda bir SAMBA okulu bulabildim.

Paris'e vardığım akşam, otele gider gitmez eşyalarımı odaya bıraktım ve derhal yola koyuldum. Robespierre metro istasyonuna vardığımda Jean Christophe Jaquin (defalarca Rio karnavallarına katılmış ve birkaç kez de ödül almış bir eğitmen) beni bekliyordu. Ben onu resminden tanıyordum ama o beni hiç tanımıyordu. Sadece bir kez telefonlaşmıştık.

None SAMBA sever bir spirit'le beni gayet sıcak karşıladı ve workshopun yapıldığı stüdyoya doğru, karanlık ve izbe yerlerden geçerek ilerledik. Onunla sohbet edecek vakit bile kalmamıştı, zira ben oraya geç ulaşmıştım ve workshop başlamıştı bile.

"Joseph, mutlaka kulaklarına tıkaç ya da peçete vs. bir şey tıka! Ses düzeyi çok yüksek" dedi. Ben de aynen öyle yaptım ve birlikte içeri girdik. Oradaki atmosferi anlatmam çok zor, zira bunun mutlaka bizzat yaşaması lazım. Sesten önce, yüzüme kesif bir ter kokusu çarptı. "Eyvah, yandık..." dedim. Ama gelen sesler ve bu büyülü atmosfer o kadar önem kazandı ki, kokuyu ve havasızlığı bir anda unutuverdim.

Sanırım 40 kişi veya belki biraz daha fazla, hep birlikte deli gibi “samba batucada” ritmleri çalıyorlardı. Yerden bir alet kapıp olaya entegre olmam çok fazla vaktimi almadı. Sadece 10 dakika hava alma ve sigara molası verdik, geri kalan 2.5 saat ise hiç ara vermeden çaldık. Böyle bir atmosferde enerjiniz asla tükenmiyor.

None Bundan bir sonraki Samba okulu deneyimim ise Rio de Janeiro’da oldu.
4 Şubat 2005 sabahının erken saatlerinde, Los Angeles’ten gelen çocukluk arkadaşım ile Rio de Janeiro hava alanında, valiz kuyruğunda buluştuk. İkimiz de çocukluğumuzdan beri bunu hayal edip, sonunda buraya birlikte gelebildiğimize hala inanamıyorduk. İlk şoku havaalanından çıkıp bindiğimiz takside yaşadık.

Şöför ne arabesk, ne sulandırılmış Pop, ne bilmem ne dinlemiyor, onun yerine Caetano Veloso, Gilberto Gil, Djavan, Antonio Carlos Jobim dinliyordu. Bütün jetlag yorgunluğumuzu bir anda taksideki mutluluğumuz ile unutuverdik.

Otele vardık, bir duş, biraz uyku vs. kendimize anca geldik ki, az sonra Roma’da ikamet eden ve Italyan RAI televizyonunda vurmalı çalgılar sanatçısı olarak çalışan, aslen Rio’nun bağrından gelen, “çikolata” renkli arkadaşım Berg Campos (8 Ocak 2010’da Ghetto’daki konserime konuk sanatçı olarak da katıldı) otelimize geldi.

None “Size bir sürprizim” var dedi. Çok merak ettik. “Gerçek Batucada’yı veya asıl karnaval gösterilerinin perde arkasını şimdi izleyebileceksiniz”. Önce pek bir şey anlamadık. Meğer 3 yıldır ard arda Rio karnavalında birincilik ödülü alan şampiyon “Beija Flor Escola de Samba” ‘nın prova yaptığı yere götürmek istermiş bizi. Sokakta bir şeyler atıştırıp akşamüstü 19:00 sularında yola çıktık.

Daha acemiyiz; Rio metro haritasından bihaberiz, ama bildiğim şu ki bindiğimiz metronun en son istasyonuna kadar 45 dakikaya yakın bir yol yaptık. Metrodan iner inmez bir de taksiye binip, yarım saat kadar yol daha gittik.

“Favela”lara benzeyen son derece “varoş” bir mahalledeyiz: Nilopolis. Beija Flor okulunun doğduğu ve kurulduğu mahalle...

İçeri girdiğimizde gördüğümüz manzarayı anlatmam pek mümkün değil. Mini elbiseli, çok yüksek topuklu, son derece “grand toilette” şık şık hanımlar; bunların yanısıra okulun temasını ve logosunu taşıyan T-shirtlü binlerce insan.

Kocaman bir sahne ve üstünde en az 70-80 kişinin çalabileceği kadar percussion aletleri.

Yerin kocaman bir hangar gibi olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım, zira içerde en az 3500 veya 4000 kişi vardı. Az sonra sahnedeki müzisyenler ısınma amaçlı sambalar çalmaya, ahali de dans etmeye başladı. Bir süre gelişigüzel sambalar yaptıktan sonra esas provalarına başladılar. 7 den 70’e her yaşta insan trans halinde idi.

3-4 akşam sonra Sambodromo denen karnaval tribunlerinde nasıl dans edeceklerse, nasıl yürüyeceklerse, nasıl bayrak taşıyacaklarsa veya koreografiler, danslar yapacaklarsa, aynısını orada kostümsüz olarak yaptılar. Okulun bu yılki şarkısı da sürekli olarak çalındı ve söylendi. Biz ise orada resmen büyülenmekle yetindik.

None Rio’daki ilk günün , akşamın şoku bundan ibaret.

Normal şartlarda bir turistin, ya da Gringo diye hitap ettikleri bizim gibi beyazların kolay kolay giremeyeceği bir mahalleye, ve Rio’nun en ünlü Samba okuluna girip provalarını izlemek son derece etkileyici idi. Toplam 14 gün kaldım Rio’da ve bu konularla ilgili anlatacak daha çok şeyler var.

Darısı başınıza!!! Herhangi bir yurtdışı seyahatinizde, bir yerlerde Escolas de Samba tarzında bir etkinliğe rastlarsanız mutlaka izleyici veya katılımcı olarak yer almaya çalışın; çok zevkli olduğunu göreceksiniz.

Ritmlicekle kalın.

None Birkaç sene önce bir Şeker Bayramı dönemi, tüm çevremdekiler kendilerine bir seyahat planı yapmıştı. Ben ise son derece hazırlıksız, “bu bayramı da burada geçiririm” diyordum ki aniden “en kolay ve yakın nereye giderim” diye düşündüm ve aklıma Paris geldi; ne de olsa aşina bir yerdi. Gidiş tarihime 2 gün kala telefonlara sarıldım; uçaklarda yer bulmam bile çok zor oldu. Rezervasyonlarımı tamamladıktan sonra derhal Percussion adına, "orada neler yaparım?" diye planlamaya başladım ve internette araya taraya sonunda bir SAMBA okulu bulabildim.

Paris'e vardığım akşam, otele gider gitmez eşyalarımı odaya bıraktım ve derhal yola koyuldum. Robespierre metro istasyonuna vardığımda Jean Christophe Jaquin (defalarca Rio karnavallarına katılmış ve birkaç kez de ödül almış bir eğitmen) beni bekliyordu. Ben onu resminden tanıyordum ama o beni hiç tanımıyordu. Sadece bir kez telefonlaşmıştık.

None SAMBA sever bir spirit'le beni gayet sıcak karşıladı ve workshopun yapıldığı stüdyoya doğru, karanlık ve izbe yerlerden geçerek ilerledik. Onunla sohbet edecek vakit bile kalmamıştı, zira ben oraya geç ulaşmıştım ve workshop başlamıştı bile.

"Joseph, mutlaka kulaklarına tıkaç ya da peçete vs. bir şey tıka! Ses düzeyi çok yüksek" dedi. Ben de aynen öyle yaptım ve birlikte içeri girdik. Oradaki atmosferi anlatmam çok zor, zira bunun mutlaka bizzat yaşaması lazım. Sesten önce, yüzüme kesif bir ter kokusu çarptı. "Eyvah, yandık..." dedim. Ama gelen sesler ve bu büyülü atmosfer o kadar önem kazandı ki, kokuyu ve havasızlığı bir anda unutuverdim.

Sanırım 40 kişi veya belki biraz daha fazla, hep birlikte deli gibi “samba batucada” ritmleri çalıyorlardı. Yerden bir alet kapıp olaya entegre olmam çok fazla vaktimi almadı. Sadece 10 dakika hava alma ve sigara molası verdik, geri kalan 2.5 saat ise hiç ara vermeden çaldık. Böyle bir atmosferde enerjiniz asla tükenmiyor.

None Bundan bir sonraki Samba okulu deneyimim ise Rio de Janeiro’da oldu.
4 Şubat 2005 sabahının erken saatlerinde, Los Angeles’ten gelen çocukluk arkadaşım ile Rio de Janeiro hava alanında, valiz kuyruğunda buluştuk. İkimiz de çocukluğumuzdan beri bunu hayal edip, sonunda buraya birlikte gelebildiğimize hala inanamıyorduk. İlk şoku havaalanından çıkıp bindiğimiz takside yaşadık.

Şöför ne arabesk, ne sulandırılmış Pop, ne bilmem ne dinlemiyor, onun yerine Caetano Veloso, Gilberto Gil, Djavan, Antonio Carlos Jobim dinliyordu. Bütün jetlag yorgunluğumuzu bir anda taksideki mutluluğumuz ile unutuverdik.

Otele vardık, bir duş, biraz uyku vs. kendimize anca geldik ki, az sonra Roma’da ikamet eden ve Italyan RAI televizyonunda vurmalı çalgılar sanatçısı olarak çalışan, aslen Rio’nun bağrından gelen, “çikolata” renkli arkadaşım Berg Campos (8 Ocak 2010’da Ghetto’daki konserime konuk sanatçı olarak da katıldı) otelimize geldi.

None “Size bir sürprizim” var dedi. Çok merak ettik. “Gerçek Batucada’yı veya asıl karnaval gösterilerinin perde arkasını şimdi izleyebileceksiniz”. Önce pek bir şey anlamadık. Meğer 3 yıldır ard arda Rio karnavalında birincilik ödülü alan şampiyon “Beija Flor Escola de Samba” ‘nın prova yaptığı yere götürmek istermiş bizi. Sokakta bir şeyler atıştırıp akşamüstü 19:00 sularında yola çıktık.

Daha acemiyiz; Rio metro haritasından bihaberiz, ama bildiğim şu ki bindiğimiz metronun en son istasyonuna kadar 45 dakikaya yakın bir yol yaptık. Metrodan iner inmez bir de taksiye binip, yarım saat kadar yol daha gittik.

“Favela”lara benzeyen son derece “varoş” bir mahalledeyiz: Nilopolis. Beija Flor okulunun doğduğu ve kurulduğu mahalle...

İçeri girdiğimizde gördüğümüz manzarayı anlatmam pek mümkün değil. Mini elbiseli, çok yüksek topuklu, son derece “grand toilette” şık şık hanımlar; bunların yanısıra okulun temasını ve logosunu taşıyan T-shirtlü binlerce insan.

Kocaman bir sahne ve üstünde en az 70-80 kişinin çalabileceği kadar percussion aletleri.

Yerin kocaman bir hangar gibi olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım, zira içerde en az 3500 veya 4000 kişi vardı. Az sonra sahnedeki müzisyenler ısınma amaçlı sambalar çalmaya, ahali de dans etmeye başladı. Bir süre gelişigüzel sambalar yaptıktan sonra esas provalarına başladılar. 7 den 70’e her yaşta insan trans halinde idi.

3-4 akşam sonra Sambodromo denen karnaval tribunlerinde nasıl dans edeceklerse, nasıl yürüyeceklerse, nasıl bayrak taşıyacaklarsa veya koreografiler, danslar yapacaklarsa, aynısını orada kostümsüz olarak yaptılar. Okulun bu yılki şarkısı da sürekli olarak çalındı ve söylendi. Biz ise orada resmen büyülenmekle yetindik.

None Rio’daki ilk günün , akşamın şoku bundan ibaret.

Normal şartlarda bir turistin, ya da Gringo diye hitap ettikleri bizim gibi beyazların kolay kolay giremeyeceği bir mahalleye, ve Rio’nun en ünlü Samba okuluna girip provalarını izlemek son derece etkileyici idi. Toplam 14 gün kaldım Rio’da ve bu konularla ilgili anlatacak daha çok şeyler var.

Darısı başınıza!!! Herhangi bir yurtdışı seyahatinizde, bir yerlerde Escolas de Samba tarzında bir etkinliğe rastlarsanız mutlaka izleyici veya katılımcı olarak yer almaya çalışın; çok zevkli olduğunu göreceksiniz.

Ritmlicekle kalın.

El Yazısından Kişilik Analizi!

El yazınızın kişiliğiniz hakkında ipuçları taşıdığını biliyor muydunuz?

El Yazısından Kişilik Analizi!

Harflerin boyutlandırılması

El yazınız büyük ise sizin anlaşılmak arzusunda olduğunuzu söyleyebiliriz. İlgileri üzerinize çekmekten hoşnutsunuz ve diğer insanların ne düşündüğü ...

El Yazısından Kişilik Analizi! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!