Makrobiotik Beslenme… - womenist.net 

Makrobiotik Beslenme…

Fiziksel evrenin de varolmasını sağlayan zıt kutupların arasındaki denge, bizlere uzun ve sağlıklı bir yaşam için zemin hazırlıyor.

None Uzun yaşam anlamına gelen Makrobiotik beslenme, Çinliler ve Japonlar tarafından geliştirilmiş bir beslenme şekli. Onlar doğanın içinde bütün olarak yaşamlarını sürdürüyorlar ve uzun bir yaşamın da burada saklı olduğu düşüncesine inanıyorlar. Varolan bütün hastalıklarının yanlış ve dengesiz bir beslenme sonucunda ortaya çıktığına inanıyorlar. Herhangi bir hastalığı temelden yok etmenin de yine makrobiotik beslenmeden geçtiğini savunuyorlar.

Yaşadığımız dünyada varolduğu gibi, makrobiotik beslenmenin temelinde iki çeşit enerji var. Bu enerjilerin her zaman dengede tutulması bizim dünya organizmasıyla bir bütün halinde yaşamamızı sağlıyor. Bu bütün yaşama ne kadar bağlı kalırsak, onun içinde bulunmamızın süresi de bir o kadar uzuyor.

None Bu Yin ve Yang enerjileri dengede tutulmadığı sürece, bedenimizde dengesini yitirip bu enerjilere bürünüyor. Mesela lif açısından zengin olan karpuzun enerjisi bir Yin enerjisi. Yin enerjisi yapısı itibariyle daha kadınsı ve ayın etkisinde bir enerji. Derin olduğu kadar sakinliğin ve durağanlığın sembolü olan bu enerjiyle beslenmek, insanları da kendine benzetiyor.

Yin enerjisinde yapılan aşırı bir tüketim bizlerde durağanlık, yorgunluk ve pasiflik gibi düşük enerjilere sebep oluyor. Bu açıdan aşırı Yin besinin mutlaka Yang bir besinle dengelenmesi öneriliyor.

None Bunun aksine Yang besinlerin enerjileri de güneşten etkilenen, erkekliği temsil eden, daha asabi, daha enerjik ve etkili yapıdalar. Yang besinlere örnek, soğuk havada yetişen, küçük, sert, kuru, sıkı yapılı, tuzlu, keskin ve yuvarlak besinlerdir.

Bunun aksine Yin besinler büyük, yumuşak, sulu, tatlı, ekşi, gevşek yapılı, hafif ve sıcak havada yetişen besinlerdir. Yang enerji canlı, hızlı, hareketli ve saldırgandır. Bunun aksine de Yin besinlerde durağanlık, pasiflik ve yavaşlık hakimdir. Bu iki enerji arasındaki dengeye kavuşmak bizlerin verimliliği açısından çok önemli.

None Bedenimiz ruhsal ve fiziksel dengeye ihtiyaç duyar. Bu dengeyi korumak ruh bütünlüğü ve iç huzur için çok önemlidir.
Sürekli alçalıp yükselen bir ruh haliyle başa çıkmak, bütün hayatımızda yaşadıklarımızın yanında bizlere de çok yorucu gelecektir. Nasıl sağlıklı bir bedene ihtiyacımız varsa, sağlıklı bir ruha da bir o kadar ihtiyaç duyarız. Ruhumuz sadece yaşadıklarımızla değil, yediklerimiz, içtiklerimiz ve tükettiğimiz her şeyle doğru orantıda çalışır. Ona da en az bedenimiz kadar sahip çıkmak, hastalıklara önceden dur demekten farksızdır.

Ruh halimiz ise kan kimyamız ve organlarımızın işleviyle çok doğru orantılı. Her bir ruhsal anormalitenin organlarımızın doğru çalışmamasıyla birebir alakası var. Dengesiz bir beslenmenin hastalıklara da davetiye çıkardığını savunan Makrobiotik uzmanları fazla Yin ya da Yang beslenmenin hangi hastalıklara yol açtığını da araştırmış.

None Aşırı bir Yin beslenme kolit, lösemi, menenjit, cilt kanseri, astım, aşırı duyarlılık ve sinirliliğe yol açarken, aşırı yang tüketimi de sarılık, gut, kas erimesi, akciğer kanseri, öfke ve paranoyaya sebep olabiliyor.

Eskiden tam tahılla beslenen halkın şimdi rafine tahıl veya beyaz ekmekle beslenmesi, eskiden ayda bir hayvanın bütün aile arasında bölüşülürken şimdi sürekli bir et tüketimi olması da hastalıkların artmasındaki temel sebepler arasında gösteriliyor.

Sabah kahvaltılarında bir Yang besini olan yağlı ve tuzlu peyniri dengelememiz için yin enerjisi taşıyan domates ve salatalık tüketmemi, bu enerjinin nasıl dengelenebileceğine örnektir. Sizler de her zaman ying ve yang besinleri bir arada tüketmeye özen gösterin. Aşırı şekerli yiyecekleri tuzlu gıdalarda dengelemek istememizin sebebi ying ve yangı dengelemek isteyişimizden olduğunu her zaman göz önünde bulundurun.

None Bu enerjileri dengelemek için sağduyunuzu kullanabilirsiniz. İllaki makrobiotikçi olmanıza ve her yemekte neyle neyi dengelemeniz gerektiğini düşünerek kendinizi yormanıza da gerek yok. Bir kere bu sağduyuya sahip olduğunuzda o da vücudunuzdaki herşey gibi,  çalar saat şeklinde hiç aksamadan kendi kendine işlemeye başlayacaktır.

Makrobiotik beslenmede sadece yenilecek besinler değil, pişirme de çok büyük bir rol oynar. Yiyeceklerin özenle seçilmesi, yıkanması, pişirilmesi ve yeterince çiğnenmesi makrobiotik bir beslenme için gerekli. Evinize aldığınız ürünleri kendiniz seçtiğinden ve yıkadığınızdan herzaman emin olun.

Unutmayın ki sizin enerjinizle seçilmiş ve yıkanmış yiyecekler sizin ihtiyacınız olan şeylerden oluşacaktır. Vücudunuzun sesini dinleyin çünkü o sizi hiç yanıltmayacaktır.

None Macrobiotik beslenmenin şeker ve kilo problemi olan insanlar için de büyük faydası var. Makrobiotik bir beslenmenin asıl amacı bağışıklık sistemini denge içerisinde ve her zaman güçlü tutabilmek. Bu şekilde beslenmeyle hastalıklara yenik düşmek çok da mümkün değil. İyi beslenmiş, güçlü bir beden ve doğru beslenmiş bir ruhun kırılması veya işlevini yitirmesi çok zordur.

Bizleri bedensel ve ruhsal çöküşlerden koruyacak olan makrobiotik beslenmenin temel öğelerini ve kurallarını öğrenmek, ruhumuzu ve bedenimizi canlandıracak ve bizlere daha sağlıklı, uzun ve en önemlisi kaliteli bir yaşam verecektir. Bedeninize kulak vermeyi unutmayın.


Zeynep Çavuşoğlu

None Uzun yaşam anlamına gelen Makrobiotik beslenme, Çinliler ve Japonlar tarafından geliştirilmiş bir beslenme şekli. Onlar doğanın içinde bütün olarak yaşamlarını sürdürüyorlar ve uzun bir yaşamın da burada saklı olduğu düşüncesine inanıyorlar. Varolan bütün hastalıklarının yanlış ve dengesiz bir beslenme sonucunda ortaya çıktığına inanıyorlar. Herhangi bir hastalığı temelden yok etmenin de yine makrobiotik beslenmeden geçtiğini savunuyorlar.

Yaşadığımız dünyada varolduğu gibi, makrobiotik beslenmenin temelinde iki çeşit enerji var. Bu enerjilerin her zaman dengede tutulması bizim dünya organizmasıyla bir bütün halinde yaşamamızı sağlıyor. Bu bütün yaşama ne kadar bağlı kalırsak, onun içinde bulunmamızın süresi de bir o kadar uzuyor.

None Bu Yin ve Yang enerjileri dengede tutulmadığı sürece, bedenimizde dengesini yitirip bu enerjilere bürünüyor. Mesela lif açısından zengin olan karpuzun enerjisi bir Yin enerjisi. Yin enerjisi yapısı itibariyle daha kadınsı ve ayın etkisinde bir enerji. Derin olduğu kadar sakinliğin ve durağanlığın sembolü olan bu enerjiyle beslenmek, insanları da kendine benzetiyor.

Yin enerjisinde yapılan aşırı bir tüketim bizlerde durağanlık, yorgunluk ve pasiflik gibi düşük enerjilere sebep oluyor. Bu açıdan aşırı Yin besinin mutlaka Yang bir besinle dengelenmesi öneriliyor.

None Bunun aksine Yang besinlerin enerjileri de güneşten etkilenen, erkekliği temsil eden, daha asabi, daha enerjik ve etkili yapıdalar. Yang besinlere örnek, soğuk havada yetişen, küçük, sert, kuru, sıkı yapılı, tuzlu, keskin ve yuvarlak besinlerdir.

Bunun aksine Yin besinler büyük, yumuşak, sulu, tatlı, ekşi, gevşek yapılı, hafif ve sıcak havada yetişen besinlerdir. Yang enerji canlı, hızlı, hareketli ve saldırgandır. Bunun aksine de Yin besinlerde durağanlık, pasiflik ve yavaşlık hakimdir. Bu iki enerji arasındaki dengeye kavuşmak bizlerin verimliliği açısından çok önemli.

None Bedenimiz ruhsal ve fiziksel dengeye ihtiyaç duyar. Bu dengeyi korumak ruh bütünlüğü ve iç huzur için çok önemlidir.
Sürekli alçalıp yükselen bir ruh haliyle başa çıkmak, bütün hayatımızda yaşadıklarımızın yanında bizlere de çok yorucu gelecektir. Nasıl sağlıklı bir bedene ihtiyacımız varsa, sağlıklı bir ruha da bir o kadar ihtiyaç duyarız. Ruhumuz sadece yaşadıklarımızla değil, yediklerimiz, içtiklerimiz ve tükettiğimiz her şeyle doğru orantıda çalışır. Ona da en az bedenimiz kadar sahip çıkmak, hastalıklara önceden dur demekten farksızdır.

Ruh halimiz ise kan kimyamız ve organlarımızın işleviyle çok doğru orantılı. Her bir ruhsal anormalitenin organlarımızın doğru çalışmamasıyla birebir alakası var. Dengesiz bir beslenmenin hastalıklara da davetiye çıkardığını savunan Makrobiotik uzmanları fazla Yin ya da Yang beslenmenin hangi hastalıklara yol açtığını da araştırmış.

None Aşırı bir Yin beslenme kolit, lösemi, menenjit, cilt kanseri, astım, aşırı duyarlılık ve sinirliliğe yol açarken, aşırı yang tüketimi de sarılık, gut, kas erimesi, akciğer kanseri, öfke ve paranoyaya sebep olabiliyor.

Eskiden tam tahılla beslenen halkın şimdi rafine tahıl veya beyaz ekmekle beslenmesi, eskiden ayda bir hayvanın bütün aile arasında bölüşülürken şimdi sürekli bir et tüketimi olması da hastalıkların artmasındaki temel sebepler arasında gösteriliyor.

Sabah kahvaltılarında bir Yang besini olan yağlı ve tuzlu peyniri dengelememiz için yin enerjisi taşıyan domates ve salatalık tüketmemi, bu enerjinin nasıl dengelenebileceğine örnektir. Sizler de her zaman ying ve yang besinleri bir arada tüketmeye özen gösterin. Aşırı şekerli yiyecekleri tuzlu gıdalarda dengelemek istememizin sebebi ying ve yangı dengelemek isteyişimizden olduğunu her zaman göz önünde bulundurun.

None Bu enerjileri dengelemek için sağduyunuzu kullanabilirsiniz. İllaki makrobiotikçi olmanıza ve her yemekte neyle neyi dengelemeniz gerektiğini düşünerek kendinizi yormanıza da gerek yok. Bir kere bu sağduyuya sahip olduğunuzda o da vücudunuzdaki herşey gibi,  çalar saat şeklinde hiç aksamadan kendi kendine işlemeye başlayacaktır.

Makrobiotik beslenmede sadece yenilecek besinler değil, pişirme de çok büyük bir rol oynar. Yiyeceklerin özenle seçilmesi, yıkanması, pişirilmesi ve yeterince çiğnenmesi makrobiotik bir beslenme için gerekli. Evinize aldığınız ürünleri kendiniz seçtiğinden ve yıkadığınızdan herzaman emin olun.

Unutmayın ki sizin enerjinizle seçilmiş ve yıkanmış yiyecekler sizin ihtiyacınız olan şeylerden oluşacaktır. Vücudunuzun sesini dinleyin çünkü o sizi hiç yanıltmayacaktır.

None Macrobiotik beslenmenin şeker ve kilo problemi olan insanlar için de büyük faydası var. Makrobiotik bir beslenmenin asıl amacı bağışıklık sistemini denge içerisinde ve her zaman güçlü tutabilmek. Bu şekilde beslenmeyle hastalıklara yenik düşmek çok da mümkün değil. İyi beslenmiş, güçlü bir beden ve doğru beslenmiş bir ruhun kırılması veya işlevini yitirmesi çok zordur.

Bizleri bedensel ve ruhsal çöküşlerden koruyacak olan makrobiotik beslenmenin temel öğelerini ve kurallarını öğrenmek, ruhumuzu ve bedenimizi canlandıracak ve bizlere daha sağlıklı, uzun ve en önemlisi kaliteli bir yaşam verecektir. Bedeninize kulak vermeyi unutmayın.


Zeynep Çavuşoğlu

Hamilelikte yorgunlukla başa çıkmanın 6 yolu

Hamilelikte yorgunlukla nasıl başa çıkılır?

Hamilelikte yorgunlukla başa çıkmanın 6 yolu Devamını Oku >>

Yorum Yapın!