Foto Galeri için tıklayın! Nişantaşı’nda Atiye Sokak’ta öyle bir yer var ki, ne zaman kendimi şımartmak istesem oraya uğrarım. Yurtdışından ne zaman sevdiğim biri gelse Kapalıçarşı’ya götürmeden mutlaka oradan geçiririm ya da ne zaman yurt dışında sevdiğim birine Türkiye’den özel bir şey götürmek istesem onun İngilizce yayınladığı o güzel yemek kitabından hediye alırım. Bir apartmanın karşılıklı iki katında müze kıvamındaki bu dükkana ne zaman girsem boş çıkamam.
Burası Gönül Paksoy’un dükkanı… O kadar özel ve yerel kıyafet, takı, şal, terlik, şapkalarla karşılaşırsınız ki, eski kaftanların modern versiyonları, özel boyanmış ipek etekler, hepsi tek ve özel üretimdir. Adanalı köklü bir ailenin altı çocuğundan en büyüğü olan Gönül Paksoy, Çukurova Üniversitesi’nde Kimya Bölümünden mezun olduktan sonra İstanbul’a yerleşmiş ve tasarımcılığa başlamış.
Kardeşlerinden ikisi Doğan ve Şahin de İstanbul’da aynı sokakta iş yeri sahibiler. Doğan Paksoy ressam ve galeri sahibi; Şahin ise yine birbirinden güzel resimler yaparken aynı zamanda Cotto Paks isimli terra cotalar üretiyor. Sanırım Paksoy ailesinden olmanın birinci kuralı mutlaka sanatçı olmak.
Her sene Ocak ayının sonuna doğru bir Pazar saat 2’den itibaren Gönül Paksoy’un dükkanı dostları ile dolar taşar. Her sene ben bu özel günü kalbim çarparak, geçen seneden tadı damağımda kalan yemekleri ve yenilerini tekrar tadacağımın heyecanı ile beklerim. Bu sene Gönül Paksoy’un bu özel yemeği Şubat başında bu pazara denk geldi.
Daha kapıdan girer girmez tablo güzelliğindeki yemeklerle, Doğan ve Şahin’in gülümseyen yüzü ile karşılaşıyorsunuz. Gönül Hanım kimya bilgisini en güzel şekilde mutfakta kullanıyor, çünkü öyle şeyleri birlikte kullanıyor ki görünce inanamıyor, tadını unutamıyorsunuz.
Bir yerde özel yapım şaraplarına, birbirinden güzel otlarla ve farklı tatlarla harmanladığı peynirler ve lavantalı ekmeği eşlik ederken, diğer masalarda birbirinden farklı tatlar önce bir göz ziyafeti çekmemizi sağlıyor… Bu sene yine her şey muhteşemdi.
Ben, ilk kez yediğim zeytinyağlı karamelize kestane ve tatlı patatese, nohutlu kalamar dolmasına, hurmalı yer elmasına bayıldım. Her sene olan farklı ve güzel dolmalardan bahsetmeden de geçemeyeceğim...
Morel mantarı dolması ve bamya dolması inanın o kadar lezzetliydi ki… İnanın kaç çeşit yemek vardı sayamadım. Hepsinden tadımlık aldım, daha tabağımın yarısında doymuştum bile…
O kadar çok seçenek vardı ki, hepsi de birbirinde güzel ve lezzetli… Size bu kadar anlattıktan sonra tavsiyem Gönül Hanım’ın yemek kitabından birini hemen edinmeniz ve hemen mutfağa girmeniz. İnanın pişman olmayacaksınız. |