İnsanlar mı eskir yoksa aşk mı? - womenist.net 

İnsanlar mı eskir yoksa aşk mı?

Yaşlanmaya dair ilk ne zaman kafa yorarız acaba? Ne zaman yaşlandığımızı fark ederiz? "Birisi incelikle ya da bodoslamadan bunu bize söylediğinde mi?" “Gözlerinin çevresi için bir operasyon düşünmüyor musun?” ya da “Aslında çok güzel bir kadınsın da şu mimiklerinle ne çabuk kırışmışsın!” ya da “Sen de yaşlandın yahu!” Düşünmek istemeseniz de düşündürürler! Biz hep aynı kaldığımızı sanırız oysa...

None Kendimize uygun gördüğümüz bir yaş vardır, bilinçsizce.
O yaşta sanırız kendimizi hep…
Üstelik o yaştaki gibi düşünmediğimiz ve hislerimiz de o yaşta kalmadığı halde…
Uzun süren aşklarda da benzeri bir durum yaşanır…
Bazıları aşkın uzun süreli olmayacağını söyler… Hatta en fazla üç yıl süreceğine dair bilimsel ispatlara da girişirler.
Bu savı sunanlar, aşkın sebebini sadece vücutta salgılanan bazı hormonlara bağlarlar.
Dopamin ve noradrenalin aşkın şiddetini, oksitosin seviyesi de aşktaki bağlılık süresini belirler bu görüşe göre… Hormonlar yükseldikçe aşk da şiddetlenir.
Ancak her hormon gibi bu üçü de oynak ve kaypaktır. Oldukları yerde durmaz…
Zamanla ten tene alıştıkça düşmeye başlar. Belli bir seviyenin altına indiğinde de aşkın ruhuna “El Fatiha”…
Bilim insanları rakamlarla konuşurlar, sol beyin faaliyeti…
Oysa aşk sağ beyin faaliyeti…

None Bazı aşklar, bilim kabul etse de etmese de uzun süreli olur bana göre…
Bazısı Aşık Veysel’in dediği gibi “kavuşamazsın aşk olur” dan feyz alır: Şair olur…
Bazısı bir kavuşur bir kaybeder, bir kavuşur bir kaybeder: Salak olur…
Bazısı alır kabul eder, bilim milim dinlemez: İyi olur…
Aşkın uzun süreli olamayacağı fikrini aslında birçoğumuz gizliden de olsa pek severiz…
Aşkın sürekli el altında olması, hele ki istenirse ömür boyu sürme ihtimali heyecanımızı kaçırır.
Aşkın her an elimizden kaçıverecek olması hoşumuza gider.
Bu yüzden aşkın uzun süreye yayılması bazılarını rahatsız eder. “Eski” diye nitelendirirler aşkı…
Eskimiş aşklar da aynen yaşlanmış insanlar gibi hissettikleri yerdedir oysa…
Eskimiş aşk var mıdır?
Yoksa bitmiş aşklara ayıp olmasın diye “eskimiş aşk” mı denir?

None Aşkı yaşayan için geçen süre önemli değildir.
Geleneksel “üç yıl” kalıbının dışına çıktığı halde ilk günkü heyecanı ve tutkuyu hisseden biri için aşk olsa olsa “demlenmiş aşk”tır…
Tarafların birbirini çok iyi tanımaları, hayatlarının detaylarını biliyor olmaları dem’in lezzetini artırır olsa olsa…
Demlenmiş bir aşk, başkasına ait yeni bir hayat ve onun enteresan detaylarına, dem’e dışarıdan katılacak yabancı lezzetlere ihtiyaç duymaz.
Aşk’ın uzun süreye yayılması bazı insanlar için kıymetli bir antika gibi zevk verir.
Bazıları için ise, antikalar sadece eskimiş eşyalardır…
Kullanma süresi geçtikten sonra atılmaları gerekir…
Yaşlı insanlar biz onlara söylesek de söylemesek de, yaşlarının ve kırışıklıklarının farkındadırlar elbet.
Yaşlı insanların yüzlerine baktığımda, her bir çizginin anlamını çözmek isterim…
O çizgilerin nelerin bedeli olduğunu bilmek isterim…
O çizgileri değerli bir nişan gibi algılarım. Zorlu deneyimlerle kazanılmış o nişanların bilgeliğine erişmek isterim.
Yaşlı insanların kırışıklarını güzel bulur, saygıyla selamlarım.

None Bazı insanların kırışıkları için utandırılmasalardı eğer, gene de bilimden ve estetik operasyonlardan çaresizce medet umup ummayacaklarını merak ederim.
Ne yaşlanmak utanılacak bir şeydi binlerce yıl evvel, ne kırışıklarımızın olması ne de bir insana uzun süre bağlı kalmak?
Uzun süreli aşklara “eski” demek ya da kırışıkları için bir insanı utandırmak; tüketimi hedeflemiş hep daha fazlasını, daha güzelini, daha iyisini isteyen şımarık ve doyumsuz günümüz insanına yakışır ancak.
Demlenmiş aşk’lara yaşlı insanlar kadar sık rastlamasak da birbirine aşkla sarılmış yaşlı insanlar gördüğümde gidip yanaklarından öpme isteğimi zor bastırırım…
Bağımlı olmadan bağlı kalabilmiş aşıklara gıptayla bakarım…
Hissettikleri yaşta yaşayan yaşlılar gibi, aşktaki heyecanı yeniliklerle değil, kendilerini yeniden yaratarak besleyen ve hormonlarını hala diri tutanlardan biri olmak isterim.
Hep “daha fazla, daha güzel, daha hızlı” diyen günümüz mottosundan olabildiğince uzağa, sadece o olduğu için seçtiğim ve sadece ben olduğum için seçildiğim o insanla antika özeniyle besleyeceğim bir aşka yelken açmak isterim…


www.empatiegitim.com

None Kendimize uygun gördüğümüz bir yaş vardır, bilinçsizce.
O yaşta sanırız kendimizi hep…
Üstelik o yaştaki gibi düşünmediğimiz ve hislerimiz de o yaşta kalmadığı halde…
Uzun süren aşklarda da benzeri bir durum yaşanır…
Bazıları aşkın uzun süreli olmayacağını söyler… Hatta en fazla üç yıl süreceğine dair bilimsel ispatlara da girişirler.
Bu savı sunanlar, aşkın sebebini sadece vücutta salgılanan bazı hormonlara bağlarlar.
Dopamin ve noradrenalin aşkın şiddetini, oksitosin seviyesi de aşktaki bağlılık süresini belirler bu görüşe göre… Hormonlar yükseldikçe aşk da şiddetlenir.
Ancak her hormon gibi bu üçü de oynak ve kaypaktır. Oldukları yerde durmaz…
Zamanla ten tene alıştıkça düşmeye başlar. Belli bir seviyenin altına indiğinde de aşkın ruhuna “El Fatiha”…
Bilim insanları rakamlarla konuşurlar, sol beyin faaliyeti…
Oysa aşk sağ beyin faaliyeti…

None Bazı aşklar, bilim kabul etse de etmese de uzun süreli olur bana göre…
Bazısı Aşık Veysel’in dediği gibi “kavuşamazsın aşk olur” dan feyz alır: Şair olur…
Bazısı bir kavuşur bir kaybeder, bir kavuşur bir kaybeder: Salak olur…
Bazısı alır kabul eder, bilim milim dinlemez: İyi olur…
Aşkın uzun süreli olamayacağı fikrini aslında birçoğumuz gizliden de olsa pek severiz…
Aşkın sürekli el altında olması, hele ki istenirse ömür boyu sürme ihtimali heyecanımızı kaçırır.
Aşkın her an elimizden kaçıverecek olması hoşumuza gider.
Bu yüzden aşkın uzun süreye yayılması bazılarını rahatsız eder. “Eski” diye nitelendirirler aşkı…
Eskimiş aşklar da aynen yaşlanmış insanlar gibi hissettikleri yerdedir oysa…
Eskimiş aşk var mıdır?
Yoksa bitmiş aşklara ayıp olmasın diye “eskimiş aşk” mı denir?

None Aşkı yaşayan için geçen süre önemli değildir.
Geleneksel “üç yıl” kalıbının dışına çıktığı halde ilk günkü heyecanı ve tutkuyu hisseden biri için aşk olsa olsa “demlenmiş aşk”tır…
Tarafların birbirini çok iyi tanımaları, hayatlarının detaylarını biliyor olmaları dem’in lezzetini artırır olsa olsa…
Demlenmiş bir aşk, başkasına ait yeni bir hayat ve onun enteresan detaylarına, dem’e dışarıdan katılacak yabancı lezzetlere ihtiyaç duymaz.
Aşk’ın uzun süreye yayılması bazı insanlar için kıymetli bir antika gibi zevk verir.
Bazıları için ise, antikalar sadece eskimiş eşyalardır…
Kullanma süresi geçtikten sonra atılmaları gerekir…
Yaşlı insanlar biz onlara söylesek de söylemesek de, yaşlarının ve kırışıklıklarının farkındadırlar elbet.
Yaşlı insanların yüzlerine baktığımda, her bir çizginin anlamını çözmek isterim…
O çizgilerin nelerin bedeli olduğunu bilmek isterim…
O çizgileri değerli bir nişan gibi algılarım. Zorlu deneyimlerle kazanılmış o nişanların bilgeliğine erişmek isterim.
Yaşlı insanların kırışıklarını güzel bulur, saygıyla selamlarım.

None Bazı insanların kırışıkları için utandırılmasalardı eğer, gene de bilimden ve estetik operasyonlardan çaresizce medet umup ummayacaklarını merak ederim.
Ne yaşlanmak utanılacak bir şeydi binlerce yıl evvel, ne kırışıklarımızın olması ne de bir insana uzun süre bağlı kalmak?
Uzun süreli aşklara “eski” demek ya da kırışıkları için bir insanı utandırmak; tüketimi hedeflemiş hep daha fazlasını, daha güzelini, daha iyisini isteyen şımarık ve doyumsuz günümüz insanına yakışır ancak.
Demlenmiş aşk’lara yaşlı insanlar kadar sık rastlamasak da birbirine aşkla sarılmış yaşlı insanlar gördüğümde gidip yanaklarından öpme isteğimi zor bastırırım…
Bağımlı olmadan bağlı kalabilmiş aşıklara gıptayla bakarım…
Hissettikleri yaşta yaşayan yaşlılar gibi, aşktaki heyecanı yeniliklerle değil, kendilerini yeniden yaratarak besleyen ve hormonlarını hala diri tutanlardan biri olmak isterim.
Hep “daha fazla, daha güzel, daha hızlı” diyen günümüz mottosundan olabildiğince uzağa, sadece o olduğu için seçtiğim ve sadece ben olduğum için seçildiğim o insanla antika özeniyle besleyeceğim bir aşka yelken açmak isterim…


www.empatiegitim.com

Mastürbasyon Hakkında 7 Şaşırtıcı Gerçek!

Kendinizle meşgul olduğunuz zamanlarla ilgili bilmek istediğiniz her şey!

Mastürbasyon Hakkında 7 Şaşırtıcı Gerçek!

Her kadın mastürbasyon yapar!
Bu maddeyle, yaşadığınız suçluluk duygusunu bastırabilirsiniz. Araştırmalara göre kadınların sadece %20'si en az bir kere mastürbasyon ...

Mastürbasyon Hakkında 7 Şaşırtıcı Gerçek! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!