Puro almaya Küba’ya gidilir mi? Aslında gidilir! - womenist.net 

Puro almaya Küba’ya gidilir mi? Aslında gidilir!

Küba; kaderini kendi yazan bir ülke… Özgürlüğü için kanının son damlasına kadar savaşan ve bu savaştan zaferle çıkan bu küçük ülke gerçekten görülmeye değer!

None Air France Havayolları’yla, İstanbul’dan Paris’e uçuşumuz yaklaşık 3,5 saat sürdü. Paris Charles de Gaule Havaalanı’nda 2 saat kadar bekleme süremiz vardı. Yolculuğumuzun yaklaşık 15,5 saat süreceğini düşündüğünüzde, 2 saat bekleme süresi aslında hiç de uzun değildi. Zaten o süre, alışveriş, havaalanı keşfi, dinlenmek derken çabucak geçiveriyor. Paris’ten ikinici uçağımıza bindikten sonra kaptan pilotumuz yolculuk süremizin yaklaşık 10,5 saat olduğunu açıkladı. Yolculuk süresi uzun olunca, uçakta ona paralel olarak büyük oluyor. Konforu muhteşem olmasa da 10,5 saati geçirmek için oyalanacak, meşgul olunacak birkaç alternatif vardı.

Yolculuğumuzun sonunda Havana Jose Marti Havaalanı’na indiğimizde yerel saat 18.00 civarındaydı ama hava hala kararmamıştı. Küba’ya gittiğinizde eğer vizeniz yoksa, yeşil pasaportlu Türk vatandaşlarına alan içerisinde verilen turist kartı aynı zamanda vizeniz oluyor. Alandan bavullarımızı alıp çıktığımızda, Küba acente yetkilileri bizleri karşıladı ve otelimize gitmek için transfer aracımıza bindik. Aracımız Çin yapımı, yaklaşık 25 kişi kapasiteli çok lüks olmasa da Küba standartlarında konforlu bir araçtı.


None Otele giderken Devrim Meydanı’ndan geçtik. Hava yavaş yavaş kararıyordu. Herkeste meraklı gözlerle etrafı inceliyor, heyecanla camdan daha fazla şey görebilmek için gözlerini kırpmadan her yere bakmaya çalışıyorlardı. Havaalanından otele varmamız neredeyse 30 dakika sürmüştü çünkü fazla araç olmadığı için Havana’da trafik problemi de yok. Günün her saati yollar boş… Kaldığımız otel 1930’larda yapılmıştı.

None Otele girdiğimizde öncelikle bizi çok güzel bir bekleme salonuna aldılar ve hoş geldiniz kokteyli olarak geleneksel Küba içkisi Mojito ikram ettiler. Mojito; rom, soda, taze nane yaprağı, limon, şeker ve Angostura denilen şuruptan yapılan, sertliğini Rom’un derecesine göre kendinizin ayarlayabileceği bir içki. Odalarımıza gelince, 1930’lardan kalma eski ama bakımlılardı. Herkes odasına yerleştikten sonra, akşam yemeğinde buluşmaya karar verdik.

Yemekte ağırlıklı olarak Küba mutfağı, İspanyollardan tanıdık olduğumuz yiyecekler, bunların yanı sıra ızgara tavuk, az da olsa kırmızı et ile deniz ürünleri bulunuyordu. Şeker cenneti bir ülkede olduğumuz için, birçok lezzetli tatlının tadına bakmayı da ihmal etmedik elbette! Yemekten sonra, hem yemeğin ağırlığını üstümüzden atmak, hem de yakın çevremizi tanımak için küçük bir gezintiye çıktık. Gezintimiz sadece 30 dakika sürdü çünkü ertesi güne dinç başlamak gerekiyordu!


None Küba’daki 2. günümüzde tropikal meyvelerin bolluğu içinde kahvaltımızı yaptıktan sonra, saat 8.30 civarında daha önce bizi alanda karşılayan otobüsümüze binip, yerel rehber Alberto eşliğinde, Havana sokaklarına bıraktık kendimizi.

İlk durağımız Devrim Meydanı’ydı. (Plaza Revolucion) Meydanı 64 metre yüksekliğinde Jose Morti anıtı, üzerinde Che’nin metalden bir portresi olan içişleri bakanlığı binası ve devlet kütüphanesi çevreliyordu. Havana’da gördüğümüz eserler arasında en muhteşemleri; Morro Kalesi, Katedral Meydanı, Sanfransisco Meydanı, Eski Meydan, 1930’lardan kalma sokakları, Capitolio, Devrim Müzesi, Granma Yatı, Opispo Sokağı, Hotel Florida, 1930’lardan kalan birçok ev ve kamu yapısı bulunuyordu. Ayrıca, Habana Vieja’da (Eski Havana) çikolata müzesindeki, tarihi yapıların şeklinde yapılmış lezzetli çikolataların tadına doyamadık. Sokaklarda ne kadar fakirlik hakim olsa da, son yıllarda restorasyon şirketlerinin sayısı bir hayli artmış. Eski Havana sokakları son derece temiz, yapıların birçoğu bakımsız olsa da sokakları ve özellilik plaza denen meydanları oldukça iyi görünümlü. Ve yine aynı meydanlarda kafeterya ve restoranlar oldukça iyi durumda.

None Bu meydanlardan birinde bulunan Silahlara Veda ve Çanlar Kimin İçin Çalıyor romanlarının yazarı, Ernest Hemingway’in sürekli yazdığı La Badaguita Del Medio Restaurant’ta Mojito ya da Doijuiri içme keyfini de yaşama imkanınız var. Ayrıca Cafe Floridita’da da aynı hizmeti alabilirsiniz. Bu çevrede çok sayıda hediyelik eşya dükkanı bulabilirsiniz. Tahtadan yapılan küçük hediyelik eşyalar, eski Amerikan arabaları biblolar, müzik aletleri, Havana sokaklarını yaşatan minik yağlıboya tablolar gibi birçok hediyelik eşya alternatifi bulunuyor. Devrim müzesinde Ernesto Che ve Fidel Castro ile arkadaşlarının devrim sırasında, Escambray Sierra Dağları’nda yaşadıkları zamandan kalma fotoğraflar ve çok sayıda kullanım eşyası görmeniz de mümkün. Aynı zamanda Devrim müzesinde, eski başkanlık sarayı ve hemen önündeki Domuzlar Körfezi krizinde kullanılan tank, devrimin ilk çıkartmasını yaptıkları Granma yatını camekan içinde görmek de mümkün.

None Morro Kalesinin karşı yakasında 1996 yılında Fidel’in kararıyla dikilen Atatürk büstü sonraki yıllarda, Avrupa’dan gelen terör örgütü yanlısı bir grup kendini bilmez tarafında tahrip edilmiş olsa da, şimdilerde yeniden yapılmış ve tabi ki Türkiye’de, Ankara Çankaya’da bir Jose Marti heykeliyle bu jeste karşılık vermiş.

Havana sokaklarındaki gezimize Capitolio (kongre binası) ile devam ettik. Devrimden sonra müzeye dönüştürülen, Amerika’daki Beyaz Saray binasının bir örneği olan Capitolio, Havana’nın en görkemli binalarından biri. Ayrıca burada 17,5 metrelik “Dünyanın en büyük heykeli” sıralamasında 3.sırayı alan bronz bağımsızlık heykeli bulunuyor. Binanın bir bölümü ise kütüphane olarak kullanılıyor.

None Buraya gelmişken Capitolio binasının arkasında bulunan Pertagas Puro Fabrikası'nı ziyaret etmeyi de ihmal etmemek gerekiyor ancak bunun için randevu almanız ve öğleden önce gitmeniz gerekiyor. 1845’lerde kurulan Real Fabrica de Tabacos Partagas, Havana’nın en ünlü puro fabrikası. Yüzlerce puro sarıcısı çalıştıran fabrika, aynı zamanda Havana’nın en iyi purolarının da üreticisi. Havana’da buna benzer birçok fabrika mevcut ve bu fabrikalarda 5 farklı marka puro üretiliyor. Bunlardan en ünlüsü ise Cohiba. Benim favorim ise Monte Cristo. Ancak Romeo & Juliet’te oldukça tercih edilen bir marka. Zamanınız varsa, mini rom fabrikaları da görülmeye değer.

Konaklama içinse, “particular” denilen ev pansiyonlar oldukça güzel fırsatlar sunuyor. Yemek için de oldukça uygun olan bu pansiyonlarda 12 kişiden daha kalabalık gruplara hizmet vermek yasaklanmış. Evet, gezmekle ve anlatmakla bitmeyen Havana’yı imkanınız varsa bizzat görmenizi tavsiye ediyorum. Çünkü Küba ve Havana gerçekten yaşanmalı.

Yavuz Aydın


Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz?

İspanya'nın en popüler yaz destinasyonlarının başında gelen San Sebastian; tarihi, doğası ve kültürüyle herkesi büyülemesinin yanı sıra bol Michelin yıldızlı bir şehir olmasıyla da tüm dünyadan gurmelerin ilgisini çekmeyi başarıyor. ..

None

Yemek cenneti olarak bilinen kent, dünyanın en iyi lezzetlerini sunduğu söylenen Bask mutfağının da ana merkezi.

Guipuzcoa bölgesinin başkenti olan San ...

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz? Devamını Oku >>

Yorum Yapın!