Urart; İlhamını yaşadığı toprakların kültüründen alan bir marka |
| Birçok başarılı işin altına imza atan ve farklı tasarımlarıyla akılları baştan alan Urart, kendinden emin adımlarla hep zirvede kalmayı hedefleyen bir marka. |
Anadolu kültürünü modernizimle harmanlamayı kendine ilke edinen Erol Sağmanlı, Urart markası ile önce mücevher daha sonra gelen talepler doğrultusunda obje tasarımına da yönelmiş. Biz de uluslararası birçok tasarım yarışmalarında da ödül alan markanın başındaki isim Erol Sağmanlı ile Urart’ın başarı hikayesi üzerine ufak bir söyleşi gerçekleştirdik… Urart’la yollarınız nasıl kesişti?Babamın Robert Kolej’ den sınıf arkadaşı rahmetli Vedat Kabaş’ın ve Özer Kabaş’ın 1972 yılında kurduğu URART’ta yurtdışına açılmak isteğiyle 1984 yılında ortaklıkla başladık. Geleceğimi şekillendirirken tasarımın günümüz trendleri içinde ilk sıralarda yer alacağını hissetmiştim diyebilirim. Perspektifim; yeniliklere, gelişmelere uyum sağlayabilmek, yaratıcı olmak, bunu da prensiplerimden ödün vermeden gerçekleştirmekti. URART; tüm bunları kapsıyordu. Böylece 1986 yılında da şirketi devraldık ve kendimi tasarım dünyasında buldum.
Yönetimdeki değişiklikten sonra marka nasıl bir yol aldı?Yaşadığımız toprakların kültürel zenginliğini özgün tasarımlarla yorumlamak, estetik değerleri korumak, kültür mirasımızı hem ülkemizde, hem de yurtdışında tanıtmak, devam ettirmek her zaman Urart’ın misyonu oldu. Bir insanın kişiliği nasıl ki değişmez, yıllar içinde karakter özelliklerini korursa, marka da karakteristik özelliklerini koruyarak gelişir. Urart’ta 39 yılda dokunulmayan tek totem; misyonumuz oldu, elbette çağdaş çizgileri izlemeyi de unutmadan… Obje tasarımına yöneliş nasıl oldu?Yenilikçi arayışlarımız ile müşterilerimizin taleplerinin örtüşmesi sonucunda obje üretimine başladık. Gümüşle başlayan çizgi bugün gümüş-mermer karışımlarına, Limoges porselenlerine, Murano camlarına kadar çok geniş bir ürün yelpazesine uzandı; yemek takımları, şarap kadehleri, sofra takımları, mektup açacağı, zarf kutusu bunlardan bazıları… Urart’ın satış noktaları her zaman çok sınırlıydı, basında reklamlarına ya da haberlerine de rastlamak her zaman mümkün değil. Ancak buna karşılık Urart denilince saygın, rafine tasarımları olan ve otantik mücevherler ve objeler tasarlayan bir marka akla geliyor. Bu noktadan hareketle markanın ardında yatan bu başarılı pazarlama stratejinizi biraz anlatabilir misiniz?Urart; kültürleri buluşturma, geçmişi bugüne uyarlayarak yaşatma misyonunu çok farklı alanlarda sürdürmeyi ilke edindi. Roma-Bizans, Dionysos, Yedi Yüzyıl ve Millenium, Nemrut, Halikarnassos, Selçuk gibi mücevher ve obje koleksiyonları, kültürel projeler ve etkinlikler, çağdaş Türk sanatçılarının eserlerinden oluşan yayınlar, Akbank, Koçbank, Philips, Paşabahçe, Zorlu Holding gibi kurumlara özel projeler URART anlayışıyla üretildi.
Kültürel Projeler ve Etkinlikler kapsamında özellikle İstanbul Arkeoloji Müzesi ile yaptığımız ortak çalışmalarla müzenin birçok eserinin sergilenmesini sağladık. URART Sanat Galerileri’ni açarak, modern Türk sanatına yeni bir soluk getirdik. URART Sanat Galerileri Yayınları adı altında; çok değerli sanatçılarımızın özgün eserlerini yayımladık; örneğin Osman Zeki Çakaloz, Sezer Tansuğ, İsmet Doğan, Meriç Hızal, Neşe Erdok bunlardan bazıları... TÜRSAK ve çalışmalarını 2005 yılından bu yana destekledik. ALTIN PORTAKAL’ın 2005-2009 yılları arasındaki ödüllerini, Roma’da 22-25 Eylül 2011 tarihleri arasında Ferzan Özpetek’in onursal başkanlığında ve ilk kez yapılan ‘Roma Türk Filmleri Festivali’ onur ödüllerini ve şiltlerini tasarladık.
Urart yurtdışında ne konumda?Bugüne dek yurtdışında da çok farklı projelere imza attık. New York Metropolitan Müzesi’ne ve Londra Kraliyet Akademisi Müzesi’ne ürün tasarlayan ilk ve tek Türk mücevher markasıyız. Paris Grand Palais'de 1 Temmuz 2009 - 31 Mart 2010 tarihleri arasında Bizans'tan İstanbul'a: iki kıtanın limanı" başlıklı sergi de özel tasarımlarımız satışa sunuldu. Louvre Müzesi ile çalışmalarımız halen sürüyor. Bu başarılar, daha sonra Royal Academy ve yakın dönemde farklı müzelerle yapacağımız çalışmalarımıza da olanak sağladı. Başarımızın sırrı özgün tasarımlarımız ve nitelikli el işçiliğimizin müze yöneticilerinin beğenisini karşılayacak düzeyde olması...
Uluslararası birçok tasarım yarışmasında ödül aldık. Örneğin Uluslararası South Sea Pearl (Güney Kore İnci Konsorsiyumu) yarışmalarında LENC NECKLACE ile gümüş ikincilik, CONSTANTINOPLE isimli broş ile Bronz 3.lük, Others kategorisinde HENNA isimli yüzük ve el süsünden oluşan tasarımla altın ödül, son olarak 2009 yılında Tasarım atölyesi şefi Filiz Vural’ın tasarımları olan BAROK yüzük ve DIADEM TAÇ ile aldığımız Gümüş ikincilik ödülü ilk aklıma gelenler… İstanbul Nişantaşı, Çırağan Palace Kempinski ve Ankara Hilton mağazalarımızın yanı sıra ürünlerimiz; Japonya, Almanya, İsviçre, İtalya, Hong Kong, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde seçkin galerilerde, orjinal, ülke kültürünü yansıtan ve özgün takılarla ilgilenen Türk ve yabancıların beğenisine sunuluyor.
Sizin beğendiğiniz yerli ve yabancı mücevher markaları hangileri?Vhernier , JAR, James de Givenchy for Taffin, Verdura , Crucem Gelecek projeleriniz neler?Önümüzdeki dönemde yılda bir kez ve kapsamlı koleksiyonlar yerine 3 veya 4 ayda bir sınırlı sayıda üretilmiş, günlük kullanıma da uyum sağlayabilen, farklı ilgi alanlarına yönelik tasarımlarla koleksiyonlar hazırlamayı hedefliyoruz. Örneğin iş hayatında rahatlıkla kullanılabilecek modern ve minimalist, bir o kadar da iddialı takılar veya hoş sürprizler yapabileceğiniz, otantik ve özgün ev ve ofis objeleri gibi… Markayla ilgili en büyük hayaliniz nedir?Ülkemizin kültür mirasını ve estetik değerlerini, özgün yorumlarla gelecek jenerasyonlara aktarmak… 39 yıldır her koşulda özenle sürdürdüğümüz bu misyonu her gün yeni bir heyecan ve duyarlılıkla yeniçağa taşımak… Nazlı Şatıroğlu Işıl Tulgar |
|
Giriş Tarihi: 26 Ekim 2011, Çarşamba
Etiketler:
Urart
mücevher
Erol Sağmanlı
aksesuar
Limoges porseleni
Murano camı
yemek takımları
şarap kadehleri
sofra takımları
mektup açacağı
zarf kutusu
Millenium
Roma-Bizans
Dionysos
Yedi Yüzyıl
Akbank
Koçbank
Philips
Paşabahçe
Zorlu Holding
Osman Zeki Çakaloz
Sezer Tansuğ
İsmet Doğan
Meriç Hızal
Neşe Erdok
Altın Portakal
Ferzan Özpetek
Paris Grand Palais
Vhernier
JAR
James de Givenchy for Taffin
Verdura
Crucem
|
|

|
Bu makale için henüz yorum yapılmamış |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|