Aşti’de Ankara-İzmir Otobüsü’nden el salladı, hayatının 4 senesini kendisini ortada bırakan bir erkeğe adadı, bacaklarını bile almadığı ağır bir depresyon geçirdi, yakar geçer ama faydası çok aşkı aşkları oldu, koca bulamadı, bari kariyerim olsun dedi ve taşındı, sevdi, biraz da sevildi... Yaşadıklarını yazıya dökünce daha da çok sevildi. Kahkahalarla okundu, üzerine çok konuşuldu. Herkes, ben de böyle bir blog açayım dedi.
Türkiye’de blog deyince akla ilk gelen isimlerden biri de şüphesiz ki PuCCa. Maceralarını açtığı blogdan ilk kitabı ‘Küçük Aptalın Büyük Dünyası’ na taşıyan ve kendisini bir anda bestseller yazarların arasına bulan PuCCa, kitabını okuyan herkesi adeta kendine hayran bırakmıştı. Onunla birlikte öfkelenen, küfür eden, gaza gelen, ağlayan ve en çok da gülen binlerce okuru var. PuCCa hikayelerinde hep mutlu bir son, okuyucuları ise sürekli bir gelişme, yenilik bekledi.
Eski sevgilisinden intikam almak için açtığı bir blog, devamında da yayınladığı bir kitap PuCCa’yı durdurmaya yetmedi. Merakla beklenen ikinci kitabı ‘PuCCa Günlük 2 ve geri kalan her şey’ de kendisini çok daha özgürce ifade ederek anlatmaya, irdelemeye ve kalemini çok daha ‘cesaretle’ oynatmaya başladığını görüyoruz. PuCCa'nın eğlenceli, komik, bazen de hüzünlü anlatımıyla günlüğünün devamını okumaya hazırız şimdi. Hep birlikte battaniyelerimizin altından çıkıp onun yeni dünyasına giriyoruz. Muhtemelen yine ‘Allah kahretmesin seni PuCCa! Ne komik kadınsın’ diyecek, kitabı işe giderken ve işten dönerken tuhaf mimik ve yüz şekilleriyle ve biraz da kahkahayla okuyup bitireceğiz. PuCCA, bizi yine meraklandırdın doğrusu, ne yalan söyleyelim!