‘Onüçbinyüzkırk’ güne dair... - womenist.net 

‘Onüçbinyüzkırk’ güne dair...

Füruzan Şimşek, yaşamın kendisinde bıraktığı izleri özgün sanatsal diliyle aktarırken, bir yandan da kanıksadığımız olağan dışı durumlar üzerinde düşünmeye davet ediyor bizleri.

None ‘Sabah uyanıp anti-depresanını, vitaminini, kahvesini içip çantasındaki biber gazının hala orada olup olmadığına alışkanlıkla göz atan insan; evcil hayvanının başını okşayarak ilaçlarından aldığı destekle kendini rutinin içine atar. Aklında ne vardır? Belleği neyi saklamaktadır? Depremin bir gün gelip kendisini de vuracağını mı, yaşadığı şehirdirde terörizmin her an baş gösterebileceğini mi, belki bir saat içinde kırk farklı kişi tarafından tecavüze uğrasa da adalete sığınmanın anlamsızlığını mı? Yaşadığı dünya ona, kalabalığı, kötü tv programlarını, taraflı haberleri, şiddeti, korkuyu, yalnızlığı sunmaktadır. Bense yaşananları tespite çalışmaktayım.’
Füruzan Şimşek

Son sergine adını veren ‘onüçbinyüzkırk’ sayısı neyi ifade ediyor?
Onüçbinyüzkırk, son sergimin açılışına kadar yaşadığın gün sayısı. Çevremde olup biten, bana bazen tuhaf, bazen anlaşılmaz, bazen inanılmaz gelen olayların, insanlığın içinde bulunduğu durumun yaşadığım yıllar boyunca ironik bir saptamasıdır sergim. Sergimin adı da zaman birim ölçeğini küçülttüğümde, karşımda beliren devasa bir rakam aslında.

None O halde izleyici işlerinde senin yaşamına dair izler mi sürüyor?
Evet, aynen öyle. Benim yaşam izlerim diğer insanların izleriyle örtüşüyor. Bir anlamda zaten bireyselliğinden, orijinalliğinden koparılıp tek tip insanlara dönüştürülmeye çalışıldığımız bu zamanın izlerini sürüyor resimlerim; unutmayalım diye bazı anları donduruyor. Zira belleğe pek güvenilmiyor, insan çabucak unutuveriyor.

None Kanıksadığımız birçok nesneyi ve durumu yeniden üretiyorsun bu serginde...
Ben bazı şeyleri nasıl da çarçabuk kanıksadığımızın şaşkınlığını yaşıyorum kimi zaman. Kapılarını kilitlemeden uyuyan rahmetli anneanneme “anneanne, şu anda pek çok kadının çantasında biber gazı var biliyor musun?” desem, öncelikle biber gazının ne olduğunu anlatmam gerekir. Kullandığımız anti-depresanlar için daha büyük bir çaba, köpeklerin traş edildiğini duyduğunda buna anlam verememesi karşısında daha da açıklayıcı uzun cümleler kurmak durumundayımdır artık. Tüm bunları resimlerken özgün bir plastik dilin peşindeyim.

Resimlerinin hemen hepsi kişilere ve nesnelere odaklanıyor. Mekanı ve zamanı silikleştirmenin nasıl bir fikirsel arka planı var?
Sanatım her zaman insan odaklı oldu. İnsanı anlama çabası beni mekanı ve zamanı sadeleştirimeye itiyor. Daha çok da mekanı. ’Ben buradayım! Ben buradayım!’ diye bağıran eşyayı ve canlıyı, ‘evet işte buradasın, etrafındaki her şeyi sen görünebil diye sadeleştirdim’ diyorum aslında. Bu sadeleşme benim plastik dilime de denk düşüyor.

None Plastik dilini çağdaş sanat pratikleri içinde nasıl konumlandırıyor ve tariflendiriyorsun?
Herhangi bir gruba yakın bulmuyorum kendimi. Özgün, kendi sanat anlayışımın şekillendirdiği bir yaklaşımım var. Zaten çalışmalarım zamanın iz düşümü... Bir anlamda plastiğim de aynı yönü takip ediyor diye düşünüyorum.

Bu serginde tuallerine farklı disiplinlerde ürettiğin çalışmaların da eşlik ediyor. Bunlardan da bahseder misin biraz?
Sevdiğim alanlardan biri olan videoya dair daha önce de üretimlerim olmuştu. Bir de neon kullanarak yaptığım bir iş var bu sergimde. Anlatmak istediklerime hangi disiplin uygunsa onu kullanıyorum. Bu tür bir esnekliği ve bana sunduğu özgürlük alanını seviyorum.

Dünyanın En Pahalı Kedileri!

Evde beslenen en popüler hayvanlardan biri olan kedilerin en pahalı türlerini sizler için derledik!

Dünyanın En Pahalı Kedileri!

Norwegian Forest

Soyları Vikinglere dayanan bu kediler soğuk iklim şartlarına adeptedirler. Eğer bu kediden edinmek istiyorsanız dikkat etmeniz gereken tek ...

Dünyanın En Pahalı Kedileri! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!