Başka tanrıların ülkesi: Kamboçya - womenist.net 

Başka tanrıların ülkesi: Kamboçya

Kamboçya tarihi, doğal güzellikleri ve cana yakın insanlara rağmen 2000’li yıllardan sonra kapısını dışa açmış bir ülke. Çoğu acı birçok anı hala belleklerde olmasına rağmen Kamboçyalılar turizmin getirdiği yeniliklerle geleceğe umutla bakıyor...

Bu ülkeyi özellikle de Siem Reap in yanıbaşındaki efsanevi şehir Angkor Wat‘ı ziyaret etmek için geç kalmamak lazım...
Yakın tarihlerinde soykırım dahil birçok acı anıyı hala belleklerinde yaşayan Kamboçyalılar, Güneydoğu Asya'nın büyük bölümü üzerine hâkimiyet sağlamış olan 10 ve 13. yüzyıllar arasında en görkemli günlerini yaşayan Angkor İmparatorluğu’nun kurucusu Khmerlerin soyundan geliyor. Özellikle Tayland gibi hiçbir zaman bir koloni olmamış, kimseye boyun eğmemiş , dünyanın en güzel nimetlerine sahip bir ülkeden Kamboçya’ya geliyorsanız, burada insanların  komşusundan ne kadar farklı olduğu hemen göze çarpıyor. Kamboçya halkının gözlerinde çok taze yaşanan çalkantılı ve zalim yılları geride bırakmanın verdiği bir umut ışığı ile acı hala yanyana..

None En büyük turizm kaynağı Angkor
Son senelerde ülkenin güneyinde sahil bölgeleri Kampot and Kep’de açılan lüks resortlar ve başkent Phnom Penh, ülkenin diğer turistik bölgeleri ancak  Kamboçya’nın en çok ziyaret edilen şehri Siem Reap. Bangkok başta olmak üzere Vietnam ve Laos’tan direkt birçok uçuş ile Siem Reap’e ulaşmak mümkün. Tropik bir iklime sahip olduğu için de en iyi ziyaret zamanı Kasım-Nisan ayları arası...

1960’ların efsanevi konuk evi
Siem Reap, ufak bir şehir olmasına rağmen ünlü tapınak Angkor Wat’a 15 dakika olan uzaklığı sayesinde başta Aman olmak üzere Raffles, La Residance, Alila gibi uluslar arası tüm otel ve resortlar burada toplanmış. Şehrin merkez caddesinde yer alan Hotel de La Paix, son derece zevkli döşenmiş lobisi, geniş odaları,  bahçeleri ve havuzu ile oldukça iyi bir seçenek..
Ancak yemyeşil kraliyet bahçelerinin tam karşısında, Angkor Wat’a giden yolun üstünde bulunan Amansara mimarisi, servisi, havuzu, odaları ve mutfağı ile kalınabilecek en mükemmel resort..

Amansara’nın binası 1962 yılında Fransız mimar Laurent Mondet tarafından ‘Kraliyet Konuk Evi’ adında, 60’ların modernizmin iyi bir örneği olarak inşaa edilmiş ve Charles de Gaulle, Jacqueline Kennedy, Peter O’Toole gibi nice ünlü misafiri ağırlamış. Daha sonraları otele dönüştürülen bu efsanevi yeri 2002 yılında Aman grubu satın alarak restore etmiş. Amansara bugün de Angelina Jolie, Meg Ryan gibi Hollywood starlarının gözdesi. Sadece 24 suite sahip Amansara’nın havuz , spası ve mutfaklarından örnekler sunan lokantası, tapınaklara yapılan geziler sorasında adeta bir vaha gibi..

Eğlenceli barlar sokağı
Siem Reap’te tüm dünya mutfaklarını bulabilirsiniz. Şehrin en güzel restoranı Aha, aynı zamanda şehrin en eğlenceli bölgesi Barlar sokağında. Burada Kamboçya mutfağı yemeklerinin yanında dünya mutfağını da tadabiliyorsunuz.  Hotel de la Paix’in altında bulunan Cafe de la Paix ve kolonial tarzdaki Cafe Central, şehrin en keyifli cafe-restaurantları.  Eğlenmek içinse en popüler bar, Martini Lounge.  Gece 10’da başlayan travesti şovlarını sadece müşteriler değil, barın etrafında toplanan kalabalık bir grup da seyrediyor.

None Alışverişi sevenler için Siem Reap anı olarak eve götüreceğiniz yerli hediyelik eşya ve aksesuardan başka birşey sunmuyor henüz... Her sıcak iklim şehrinde olduğu gibi Siem Reap’de de bir gece pazarı yani Night Market var. Gece 12’ye kadar açık olan bu renkli pazarda  ipek kıyafetler, tahta ve taştan yapılmış heykel ve aksesuarlar, antikalar  ve Kamboçya ile ilgili her türlü hediyelik eşya bulmak mümkün... Üstelik burayı gezmek de çok eğlenceli. Yiyecek ağırlıklı bir Pazar olan Old Market’in yanında bulunan Artisan D’Angkor, Kamboçya ile ilgili tüm objeleri bulabileceğiniz büyük bir mağaza kompleksi.

Dünyanın en büyük tapınak şehri : Angkor Wat
Otelinizden tuk tuklarla 15 dakikada ulaştığınız efsanevi  Angkor Wat, dünyanın en büyük tapınak şehri. Sadece mimarisi ile değil,  sahip olduğu değişik enerjilerle insanı derinden etkileyen büyülü bir yer burası. Angkor  800 ve 1220 yılları arasında Khmer İmparatorları tarafından Hindu Tanrısı Vişnu' ya adanarak inşa edilmiş. İnsanlık tarihinin en şaşırtıcı ve kalıcı mimari başarılarını temsil eden Angkor Şehri, Vietnam’dan Çin'e ve Bengal körfezine kadar hükmetmiş Khmer İmparatorluğu’nun en önemli stratejik ve idari yerleşim alanı olmuş. Bu antik şehrin karmaşık coğrafi konumu, astronomik hesaplara göre inşa edilmiş. Gezerken bu gizem adeta hissediliyor. Burayı ziyaret için en doğru saat, güneşin tapınak kulelerinin arkasından yükseldiği gün doğumu.

Her ne kadar Angkor Wat bilinen en ünlü tapınak olsa da Angkor şehir duvarlarının içinde bulunan ve dev  tanrı yüzlerinden oluşan Bayon tapınağı, tüm Angkor Krallığı’nın en güzeli. Özellikle gün doğumu ve batımı sırasında değişen ışığın hala mükemmel korunmuş bu dev yüzler üzerindeki ışık oyunları oldukça etkileyici.

None Tomb Rider filminin seti
Bir başka kaçırılmaması gereken yer ise tropik banyan ağaçlarının arasındaki Ta Prohm tapınakları... Ta Prohm, meşhur  "Tomb Rider" filmindeki sahnelerin çekildiği yer . Ancak kendisi çok daha etkileyici. Bu şaheser tapınak, uzun yıllar ağaç kökleri ve çeşitli bitkilerin istilasına uğramış .Yüzyıllar boyu tabiat ana onu yok etmemiş, sarmalamış adeta. Bu mimari şaheser oldukça sihirli ve şaşırtıcı gizemi ile herkesi hayran bırakıyor.

Siem Reap ‘in güneyinde bulunan ve ülke nüfüsunun tamamını besleyen Tonle Sap Gölü, su üstünde yaşamayı seçen halkın günlük aktivitelerini görmek için çok ilginç. Mekong Nehri’ne açılan gölü devam ederek başkent Phnom Penh’e kadar uzanabiliyorsunuz...

None Ülkeye can veren Tonle Sap
Siem Reap şehrine uçakla alçalırken aşağıya baktığınızda mavi dev bir su birikintisinin içinde kalan ve adeta köyü  sel basmış gibi görünen manzara, aslında bir yaşam şekli. Ülkenin en büyük gıda kaynağı, deniz ürünlerinin çıktığı Tonle Sap Gölü’nün üzeri su üstünde yaşamı seçen halkın evleri ile dolu. Sadece konut da değil, okul, spor salonu, bakkal gibi büyük bir kasaba var gölün üstünde. Siem Reap’den 45 dakika uzaklıktaki bu ilginç yaşamı görmek için bir tekne turu, mutlaka yapılması gerekenler listesinde olmalı.

Tarih meraklılarına notlar:
Kamboçya, konumu gereği enteresan bir tarihe sahip. Angkor İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra komşuları Tayland ve Vietnam’ın istilâlarına yıllarca göğüs geren Kamboçya, 19. Yüzyıl sonlarına doğru komşuları Vietnam ve Laos gibi Fransız sömürgesi olmuş bir krallık. II. Dünya Savaşı'nda Japon işgalinin ardından Kamboçya, 1953 yılında bağımsızlığı ilan eder. Ancak bu mutluluk uzun sürmez . Vietnam savaşı sırasında Amerikan bombalarına maruz kalır. 1975 yılında Komunist Khmer Rouge kuvvetleri başkent Phnom Penh'i ele geçirirler ve tüm şehirlerin ve kasabaları tahliye ederek ülkenin dört bir yanına yollarlar. POL POT başkanlığındaki Khmer Rouge rejimi sırasında, en az 1.5 milyon Kamboçyalı idam, şiddet ya da açlık gibi nedenlerle hayatını keybeder. 1978'de ise  10 yıl süren Vietnam işgali başlar ve bunu 13 yıl boyunca devam edecek iç savaş takip eder.  Ülke ancak Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen 1999 seçimlerinden sonra rahat bir nefes alır...

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz?

İspanya'nın en popüler yaz destinasyonlarının başında gelen San Sebastian; tarihi, doğası ve kültürüyle herkesi büyülemesinin yanı sıra bol Michelin yıldızlı bir şehir olmasıyla da tüm dünyadan gurmelerin ilgisini çekmeyi başarıyor. ..

None

Yemek cenneti olarak bilinen kent, dünyanın en iyi lezzetlerini sunduğu söylenen Bask mutfağının da ana merkezi.

Guipuzcoa bölgesinin başkenti olan San ...

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz? Devamını Oku >>

Yorum Yapın!