Hande Kunaçav dokunuşu fark yaratıyor! - womenist.net 

Hande Kunaçav dokunuşu fark yaratıyor!

Kişiye özel mücevher tasarımında son dönemlerin en çok aranan isimlerinden biri olan Hande Kunaçav’ın Muhteşem Yüzyıl dizisine verdiği parçaları da adeta göz kamaştırıyor...

Tasarımlarını özellikle son dönemde Muhteşem Yüzyıl dizisinde görmeye başladığımız Hande Kunaçav ile bir röportaj için Çukurcuma’daki mağazasında buluşmak için sözleştik. Çukurcuma özellikle antikacılarıyla ünlenmiş bir yer. Biz de, randevumuza gitmeden önce böyle bir yerde bizi nasıl bir mücevher mağazasının karşılayacağını çok merak ediyorduk doğrusu. İçeriye girdiğimizde ise çok şaşırdığımızı itiraf etmeliyiz. Sanki birden Topkapı Sarayı’ndaki bir odaya gitmiş gibi olduk. Burası küçücük bir yer, dekorasyonunun her ayrıntısında ise doğunun ve Osmanlı’nın izleri var. Hande Hanım, bize çok şık bir servis hazırlamıştı. Böylece kahvelerimizi içerken söyleşimize başladık. Ancak henüz hiçbir tasarımı görememiştik ve merakımız iyice artmaya başlamıştı. Hande Hanım, sorularımızı cevaplarken diğer yandan da bir dolaptan teker teker o büyüleyici köstekler, yüzükleri, küpeleri çıkarmaya başladı…

None Bizce Hande Kunaçav için aşk kadını demek çok da yanlış olmayacak. Tasarımlarını büyük aşkla yarattığı gibi özel hayatında da aşkın yeri çok büyük. Eşi Serdar Bey ile çok küçük yaşlardan beri tanışıyorlar. Babaları iş arkadaşı. Hatta öyle ki “Serdar Ağabey” olarak görüyormuş kendisini. Fakat “Meğer beni çok beğenirmiş” diyor Hande Hanım. Böylece aralarında bir flört başlıyor ve 15 yaşına geldiğinde sözleniyorlar. Galatasaray Lisesi’nden mezun olduğu yıl, 18 yaşında da evleniyorlar. İki çocuk annesi olan Hande Kunaçav, çocukları büyüdükten sonra ilk başlarda moda tasarımına yönelmeyi düşünse de mücevherlere olan ilgisi ağır bastığından, bu alanda tasarımlar yapmaya başlamış. Hikâyenin devamını ise Hande Hanım’dan dinleyelim.  

Mücevher tasarımına nasıl başladınız?
Önce kendime, sonra arkadaşlarıma, ardından da arkadaşların arkadaşlarına mücevher yaparken yolum bir gün İrfan Şahin ile kesişti. O, sağ olsun beni çok motive etti. Koleksiyonumun bir dünya markası olabileceğini düşündüğünü söyledi. Aynı şekilde yakın arkadaşım olan Beyhan Özden ve kız kardeşleri de beni son derece desteklemişlerdir.

None Daha sonra, bir gün İrfan Bey beni Aşk-ı Memnu dizisindeki Firdevs karakteri için aradı. Bu karakterin çok iddialı olduğunu ve daha fazla öne çıkarmak istediklerini söyledi. Mücevher olarak benim neler verebileceğimi sordu. Ben, kendisine sanat yönetmeninin de fikrinin alınması ve onay vermesi gerektiğini söyledim. Çünkü ben biliyorum ki; ‘tepeden inme her şey, çok antipatiktir ve hep kusur aranmaya çalışılır.’ Deniz Marşan geldi, gördü ve tasarımlarımı çok beğendi. İkinci sezonda Firdevs karakterine yani sevgili ikoniçem Nebahat Çehre’ye mücevher vermeye başladım. Tabii, böylelikle çok konuşulur oldum. Daha doğrusu, markanın parlaması böylece gerçekleşti.

Peki, markanızın ismi olan H. Smile nereden geliyor?
Hande; gülücük, tebessüm demek. Ben de tebessüm ettirmekten yola çıktım. Kullandığım nar şeklindeki mücevher kutularında gülkurularının yaydığı mis gibi bir koku vardır. Böylece kutuyu açan ilk önce bir tebessüm eder. H. Smile da böyle doğdu. Hem enternasyonal görünen ve hem de adımın anlamını içeren bir isim.  

None Mücevherlerinizi diğerlerinden ayıran belirgin bir özelliği var;  köstekler. Bize bundan bahseder misiniz?
Bendeki köstek sevdası, dedemin kösteği ile başladı. Köstekleri çocukluğumdan beri kadınların üzerinde görmeyi hayal ettim. Bir zinciri köstek yapan, kilididir. Orijinalleri de var, bire bir replikaları da var. Ben bunlarla çalışıyorum ancak onları tamamen renove ettim. Ayrıca, mücevherlerim çok fonksiyoneldir. Ben birkaç takma şekli gösteririm. Ama karşımdaki kişinin de kendi yaratıcılığını ortaya koymasını isterim. Giyim tarzınıza göre, yakanızın formuna göre her şeyle oynanabilir. Mücevherlerimde “multi” bir anlayıştan yola çıktım. Çünkü ben sıkıntılı bir tipim. Tekdüzelikten hoşlanmam. Tasarımlar tabii önemli fakat aynı zamanda benim için karşımdaki kişinin zevkine göre türetilebilir olmaları da gerekiyor.

Peki, düzenli olarak koleksiyon mu çalışıyorsunuz? Ya da tek parçalar mı üretiyorsunuz?
Tematik çalışmıyorum. Bana gelip şahsına özel bir köstek isteyen birine bu kösteği tamamen yeniden yorumluyorum. Çevresine yılan dolandırıyorum, üzerlerinde değişiklikler yapıyorum. Bendeki köstekler, bana göre çıplaklar. İşte bu kişiye özel yaptığım parça, artık benim koleksiyonumda yer almıyor. Zaten kendimi tekrar etmekten pek hoşlanmıyorum, çünkü kafamda çok şey var. Döne döne aynı şeyleri yapmak zaten bana da keyif vermiyor.

None Yani isteyen, kişiye özel tasarım ya da sizin mevcut parçalarınızdan talep edebilir demek mi oluyor?
Evet, kişiye özel tasarım talep edebileceği gibi mevcut parçaları ya da mevcut parçaların üzerinde ufak tefek oynamaları da talep edebiliyorlar.

Peki, size gelen ve kendisi için özel bir mücevher talep eden kişilere neler soruyorsunuz, fikir alışverişi nasıl gerçekleşiyor?
Önce tanışıyoruz ve derin bir sohbete giriyoruz, çay-kahve içiyoruz. Karşımdaki kişinin tam olarak ne istediğini bu muhabbetler sırasında çok daha iyi kavrayabiliyorum. Karşımdaki kişi zümrüt ister fakat, ben ona yakutun daha çok yakışacağını söyleyebilirm. Ama o ille zümrüt olsun derse, zümrüt de yaparım. Örneğin; ben yüzük kadınıyım, boynuma tek taktığım şey köstek. Ama kimisi broş kadını, kimisi gerdanlık kadınıdır. Bu seçimde; fiziğiniz,taşıma şekliniz ve hatta yüz mimiğiniz bile oldukça belirleyicidir.

Kösteklere tekrar geri dönersek; anlaşılan, kullandığınız kösteklerin aralarında antika olanları da var...
Esasında benim 2-3 köstek modelim ekspertize edildi, şu an antika değeri taşıyor. Çünkü elde yapılıyor.

None Köstekler, tasarımlarınızda belirleyici olan parçalar. Peki, bunun dışında neler var?
Yüzüklerim, küpelerim... Mesela küpelerim 10 farklı şekle girer. Ağır versiyonda takılır, o kısalır daha hafifi takılır, onun ucuna başka şey takılır, takmalı -çıkartmalı... Örneğin küpelerin ucu çıkabilir, kendi elmas çıtçıtıyla kösteğin ucuna takılabilir. Daha da ileri gidiyorum, bunları vidalıyorum ve yüzüğe taktırıyorum. O tamamen hanımefendilerin kullanma şekline ve alışkanlıklarına göre yorumlanıyor.

Ne tarz taşlar kullanıyorsunuz?
Elmas ve renkli taşlar. Renkli taşlar derken; zümrüt, safir, yakut. Ama rengârenk turmalin türevleri ve Ruby light’lar da var. Sitrini pek tercih etmiyorum. Ametisti ise genellikle istenildiğinde kullanıyorum.  Kullanılan taş kalitesi çok önemli. Hepsinin birinci sınıf olmasını tercih ediyorum.

None Tasarımlarınız burası dışında nerelerden alınabilir?
Hiçbir yerden. Açıkçası bir corner mağazada satışı olabilirdi ama henüz kimseden bir teklif gelmedi. Ben de kimseye bir teklif götürmedim açıkçası.

Peki ya yurt dışı?
İstiyorum ama hiçbir telaşım yok. Ama hayırlısı ise olsun. Öyle bir takım hırslarım yok. Ben, Çukurcuma’daki 25 metrekarelik dükkanımda çok mutluyum çünkü. 10 metrekarelik atölyemde de çok mutluyum. Doğru yerde, doğru zamanda ve doğru kişilerle olmasını istediğim için hiçbir acelem yok.

Yerli mücevher ve moda tasarımcılarından beğendikleriniz kimler?
Mücevher tasarımcısı olarak; Sevan Bıçakçı ve Avedis Kendir. Ben onların ancak çömezi olabilirim. Hele Avedis, büyük sanatçıdır. Onunla da çalıştım, çok parça işimi yaptırdım. Büyük sanatçıdır, büyük ustadır. 8 yıl önce Ekav’da bir mücevher fuarına dahil oldum. Bu, aynı zamanda da İlk profesyonel deneyimimdi. Orada Sevan Bıçakçı da vardı. Tam yedi defa standımı ziyaret edip beğenilerini dile getirdi. Bu işin peşini bırakmamam gerektiğini söyledi! Moda tasarımında ise Cemil İpekçi ve Ahmet Eraslan’a çok saygı duyuyorum.

None Yabancı tasarımcılar arasında beğendikleriniz kimler?
Mücevher için Van Cleef diyebilirim. Moda dünyasından da Jil Sander’i örnek gösterebilirim. Jean Paul Gaultier’i de çok severim. Ama bir numaralı markam, ülkemizde çok az kişinin bildiği ‘Marithé et François Girbaud’...

Gelecek projeler açısından daha objeye, dekorasyona  yönelme hedefiniz var mı?
Evet, eğer yaratıcı özelliğiniz varsa bunu dekorasyona da yansıtabilirsiniz, haute couture’e de yansıtabilirsiniz. Bu sizin içinizde varsa, vardır. Dekoratif aksesuar bazında zaten kişiye özel tasarımlar yapıyorum, meselâ fildişinden hayvanları gümüş bir zemine oturtarak bir park oluşturduk. Kısacası, benden talep edildiği zaman bunları da yapıyorum. Ancak o da bir mücevher oluyor aslında. Safiri de kullanıyorum, yakutu da, minik bir yerinde de olsa elmas da yerleştiriyorum.

Eğer siz de Hande Kunacav tasarımlarını görmek ve sipariş vermek istiyorsanız, önce telefonla randevu almanız gerekiyor. Kendileri randevuyla müşterilerini mağazalarında ağırlıyorlar. Hem, dizlerde görmeye alışık olduğunuz tasarımlar gözünüzü korkutmasın. Siz önce ne istediğinizi, nerede nasıl kullanmak istediğinizi anlatıyorsunuz. Sonrasında da bütçe aralığınızı belirtiyorsunuz ve Hande Hanım size en uygun olanı, en yakışanı tasarlıyor. Güle güle kullanın!!!

Nazlı Şatıroğlu
Gökhan Erciş

Triwa'nın Yeni Saat Koleksiyonu

Triwa 2013 Yaz Saat Koleksiyonu

None Eteklerle, jeanlerle, pantolon ve elbiselerle, hafta içi, hafta sonu günün her saati kullanacağınız "yaza özel" saatleri düşünün. İşte o saatlerden ...
Triwa'nın Yeni Saat Koleksiyonu Devamını Oku >>

Yorum Yapın!